Skopje -Üsküp- Gezi Rehberi – Tarihi mi? Modern mi?

Kuzey Makedonya hem Balkan, hem Akdeniz ruhunu yaşatan bir ülke. Makedonya toprakları tarihi boyunca büyük imparatorlukların bir parçası olmuş. Büyük İskender, Roma, Bizans ve Osmanlı bu topraklarda hüküm sürmüş. Zengin tarihinin yanı sıra sayısız dağlar, üç ulusal park, 53 göl, Vardar Nehri, vadiler, mağaraları ve hayranlık uyandıran doğası ile Balkanların özel bir bölgesi.

Kuzey Makedonya’nın başkenti Makedonca adı ile Skopje, Romalılar döneminde Scupi, Osmanlı döneminde Üsküp, bizim de halen Üsküp diye adlandırdığımız şehir. Yazımızda alışkın olduğumuz isimle  Üsküp olarak kullanacağız şehir ismini. Üsküp değişik bir şehir, sanki dünyada benzeri bulunmayan bir şehir yaratılmış. Bu değişiklik tarihi doku üzerine yakışmış mı, güzel bir şehir çıkmış mı ortaya? Yoruma açık, gezip, görmek ve tarihini okumak lazım. Kuzey Makedonya Yugoslavya’nın dağılması ile 1991 yılında bağımsız bir cumhuriyet olarak kurulmuş. Genç cumhuriyetin başkenti Üsküp’te bağımsızlığının  20. yılı kutlamaları kapsamında ‘Üsküp 2014 Projesi’ ile şehrin bir bölümü dev boyutlarda ve sayısız heykellerle ve binalarla donatılmış. İşin ilginç yanı yeni yapılan birçok binaya antik, tarihi bir görüntü verilmeye çalışılmış. Ülkenin üçte biri yoksulluk içinde yaşarken, işsizlik oranı % 25 iken milyon eurolar bu heykellere, binalara ayrılmış. Proje kapsamında şehrin gerçek tarihi bölümü, Osmanlı eserlerinin, sokaklarının yaşadığı doğusu, Roma döneminden kalan şehrin en yüksek noktası tarihi kale ise hiç bir restorana uğramamış.

Niçin Üsküp
  • Üsküp klasik bir Avrupa şehri değil. Şehir beş yüzyıldan daha uzun süre Osmanlı egemenliği altında yaşamış. Eski şehrin her köşesi bu ruhu yaşatıyor. İstanbul’dan sonra Avrupa’da en büyük tarihi Türk Çarşısı Üsküp’te yer alıyor. Küçük bir Anadolu şehrinde dolaşıyormuş gibi  hissederek tarihi çarşı sokaklarında  alışveriş yapabilirsiniz.  Kahvelerde demleme çayınızı börek eşliğinde içip, Türkçe müzik dinleyip, Türkçe sohbet edebilirsiniz.  Nerede Avrupa etkisi diye merak ederseniz, şehir karşıtlıklarla dolu. Şehrin doğusu eski şehir, müslüman, doğu ruhu, şehrin batısı modern, ortodoks, batı yüzü. Doğu ve batıyı Vardar Nehri  ikiye ayırıyor. Üsküp İslam ve Hristiyan kültürünün tam anlamı ile eklektik bir karışımı.
  • Öncelikle Makedonya Türk turistlerin 60 güne kadar vizesiz gezebileceği bir ülke. Bu nedenle Türklerin ilgisini çeken bir ülke. Ayrıca İstanbul’dan sadece 1.5 saatte direk uçulabilen, ya da kara yolu ile kolay ulaşılabilecek bir ülke.
  • Üsküp gezisi bütçenizi diğer Avrupa ülkeleri gibi sarsmayacak boyutta olacaktır. Konaklama uygun fiyatlı, 25-30 euro’ya iki kişilik oda bulunabiliyor. Yeme içme için 3-10 euro arasında lezzetli menüler tadılabiliyor.
  • Eski şehirde damak tadımıza uygun yemekler, özellikle kebap, kuru fasulye, börek, tatlı bulabilirsiniz. Avrupa tarzı yemek ararsanız sadece bir köprü geçip batı mutfağını deneyebilirsiniz.
  • Gece eğlencesini sevenler için de seçenekler bol. Ayrıca yerel şarap ve yerel biralar da uygun fiyatlı.

Üsküp  şehir merkezinde  birçok yeri görmeye bir gün yetebilir. Biz iki gece kalmayı tercih ettik. İlk gün Matka Kanyonu’nu gezip, ikinci gün yürüyerek eski ve yeni şehri dolaştık.

Kısa Tarihi

Makedonya toprakları  Büyük İskender’den sonra, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde kaldı. Osmanlı İmparatorluğu İstanbul’un fethinden de önce ilk kez 1371 yılında topraklara adım attı, Üsküp, Manastır (Bitola) ve Selanik’ten 1913 yılında da çekilmek zorunda kaldı. 1912-1913 yıllarında Bükreş Anlaşması ile bölge toprakları üçe ayrıldı. 1944 yılında  Makedonya Sosyalist Cumhuriyeti olarak Tito’nun Başkanlığında Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin altı Federe devleti arasında yer aldı. 1991 yılında ise Yugoslavya Federasyonu’nun  parçalanması sonunda bağımsız bir cumhuriyet kuruldu. Makedonya adı Büyük İskender’in Hindistan’a kadar uzanan İmparatorluğu’nun adıydı. Yunanistan Büyük  İskender’in ve Makedonya İmparatorluğu’nun kendi tarihinin ve bölgenin adı olduğunu savunarak Makedonya’nın bu ismi kullanmasını kabul etmemektedir. Yunanistan 1991 yılından bu yana ülkeyi bu isimle tanımadığı gibi Nato ve AB üyeliklerine de karşı çıktı. Olumlu bir gelişme ise iki ülke arasında yakın zamanda anlaşma sağlanmış ve ülke adı Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olarak değiştirilmiştir.




Üsküp 1991 yılında  genç ülkenin başkenti ilan edilmiş. 1963 yılında yaşanan büyük yıkıma yol açan deprem sonrası,  şehrin büyük kısmı  yeniden yapılmış. Asıl 2014 Projesi ile çok farklı bir yeni şehir ortaya çıkmış, ancak Üsküp uzun yıllar Osmanlı egemenliğinde yaşadığından eski şehir bu dokuyu korumuş.

Makedonya’nın % 60’ı Makedon, kalan % 40 Arnavut, Türk ve diğer milletlere ait. Üsküp Türk nüfusunun yoğun olduğu şehirler arasında.

Üsküp’e Ulaşım

Üsküp’e THY ve Pegasus Havayolları’nın tarifeli uçuşları bulunmaktadır. Üsküp Skopje Havaalanı’na İstanbul’dan 1,5 saatte ulaşılabiliyor. (Üsküp Büyük İskender Havaalanı ismi Yunanistan ile yapılan anlaşmalar sonrası Üsküp Havaalanı olarak 2018 yılında değiştirildi). Biz İstanbul Belgrad gidiş, Üsküp dönüş olarak uçak biletlerimizi almıştık. Sırbistan’ın başkenti Belgrad’tan Üsküp’e direk otobüs ve tren seferleri bulunmakta. Belgrad Üsküp arası otobüsle 6-7 saat sürmekte. Aynı şekilde  gezinizde birden çok Balkan ülkesi planlıyorsanız, başkent Üsküp’e karayolu veya havayolu ile ulaşmak ta son derece kolay. Özellikle Kosova’nın başkenti Priştine Üsküp arası otobüs yolculuğu sadece 1 saat 20 dakika sürmektedir. İstanbul’dan Priştine’ye direk uçuş bulunmaktadır. İstanbul’dan Esenler Otogar’ından birden çok firma direk Üsküp’e otobüs kaldırmaktadır. Ancak Bulgaristan’dan geçeceği için  transit vize gerekmektedir.

Havaalanı  şehir merkezine 25 km uzaklıkta. Taksi ile 15-20 euro tutmakta, ayrıca otobüs ile de merkeze ulaşmak mümkün. 

Biz nasıl Üsküp’e ulaştık derseniz, farklı bir rota denedik. Bir haftalık  programımızda  Makedonya ağırlıklı gezmek istedik ancak önce İstanbul Belgrad uçtuk.  Sırbistan’da başkent Belgrad’a 2,5 gün ayırdık. Belgrad’tan Üsküp aktarmalı olarak Makedonya’nın en gözde şehirlerinden Ohrid’e otobüsle geçip, Ohrid’te 2 gece konakladık. Yolculuğumuzu da özellikle gece yapmayı tercih ettik. Dönüşümüz Üsküp’ten olacağı için Üsküp’ü en sona bıraktık. Ohrid Üsküp arası sık kalkan otobüsler ile 3 saat civarında sürüyor. Ancak biz dört kişi olduğumuzdan ayrıca iki şehir arasında başka yerler de görmek istediğimiz için bir taksi kiraladık. Otobüs kişi başı 10 euro iken biz taksiye  toplam 90 euro ödedik ancak daha çok yer gördük ve Üsküp’e gelmeden Matka Kanyonu’na uğradık.

Üsküp şehir içi ulaşıma gelince, şehirde metro ile ulaşım yok. Şehir içi ulaşım kırmızı iki katlı otobüslerle yapılıyor, bileti önceden almanız veya otobüste ödemeniz mümkün. Taksi ücretleri de yüksek değil, ancak pazarlık yapmanız önerilir. Aslında Üsküp merkezde her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Biz şehir içinde bir kez otel değiştirirken taksi kullandık, bir de dönüşte. Havaalanına gitmek için birkaç taksiye fiyat sorduk, 20 ile 25 euro fiyat verdiler. Sıkı pazarlık ile 16 euroya bir taksi ile anlaştık, aklınızın bir köşesinde dursun.

Konaklama

Üsküp’e iki gece ayırdık. Her fiyatta oteli booking.com’dan bulunabileceğini söylemeye gerek yok. Genellikle tercihimiz merkezi yerde konaklamak olabilir.  Üsküp’te merkezi yer bulmak çok kolay, şehir küçük eski şehir veya yeni şehir fark etmez birçok yeri yürüyerek gezmek mümkün. Biz hem eski şehir hem yeni şehirde konakladık. Hiçbir gezimizde şehir içinde otel değiştirdiğimiz olmamıştı.  Tarihi bir bölgede kalıp yürüyerek gezmeyi düşündüğümüz için eski şehirde bit pazarı civarında bir otelde iki gecelik yerimizi booking.com dan  ayırtmıştık. Açıkça belirtmek gerekirse ilk otelimizde beklediğimiz temizliği ve ferahlığı bulamadık. Otel eski, sıkıcı, üstelik nevresim bile yoktu, eski bir çarşafın üzerine battaniye konmuştu. İlk gecenin sabahı hemen ayrıldık. İkinci günümüzde şehrin yeni bölgesine geçip, bir gece için Makedonya Meydanı’na yakın bir aparta geçtik. İkinci yerimiz son derece temiz ve merkezi idi ve oda fiyatı sadece 5 euro fazlaydı. Siz de yanılıp şaşıp aynı otelde yer ayırtmayın diye ismini belirteyim, Otel Santos gecelemeyi düşünecek bir otel değil. Makedonya Meydanı’ndaki apart  Calla Bella Residence’ın tek dezavantajı üç odanın aynı banyoyu kullanması idi, ancak üçüncü oda boş idi ve biz bir gece için dört arkadaş aynı banyoyu kullanmaktan rahatsız olmadık. 

Üsküp Gezilecek Yerler

Bu yazıda önce Üsküp merkezdeki gezilecek yerleri anlatıp daha sonra civarda zamanınız olursa veya bizim gibi taksi veya kiralanmış araba ile uğrayabileceğiniz yerleri de tanıtmak isterim. 

Gezimize önce tarihi eski şehirden başlayalım. İki şehri Vardar Nehri üzerindeki tarihi Taş Köprü ayırıyor. Tabi Vardar Nehri üzerinde yeni köprüler de bulunuyor.

Taş Köprü

Taş Köprü. Üsküp’ün merkezinde Vardar Nehri’nin üzerinde yer alan  Üsküp’ün sembolü tarihi yapı. Köprünün 15.yy’da Fatih Sultan Mehmet döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Aslında ilk olarak 6.yy’da İmparator Justinian zamanında burada bir köprü olduğu ancak 518 yılında depremde yıkıldığı, daha sonra Osmanlı döneminde şimdiki köprünün yapıldığı bazı kaynaklarda belirtilmektedir. Üsküp’ü ziyaret edenler bu köprüden mutlaka geçerler. Köprü sadece fiziki olarak değil birçok anlamda şehri ikiye ayırmaktadır. Doğu ile batıyı, eski ve tarihi bölge ile yeni ve modern bölgeyi, müslüman kesim ile ortodoks hristiyanların yaşadığı bölgeleri ayırmaktadır. Blok taştan yapılan, 13 kemerli, 214 metre uzunluğunda ve 6,33 metre genişliğindeki köprü bugün sadece yaya trafiğine açıktır.

Türk Çarşısı

Taş Köprü’den doğu yakasına yürüyerek Osmanlı’dan kalan miras Türk Çarşısı’na ulaşıyoruz. Bu Çarşı İstanbul’dan sonra  Avrupa’da yer alan en büyük Türk Çarşısı. Arnavut kaldırımlı, dar sokakları, cumbalı evleri, dükkanlardaki ürünler, restoranlar, kebap kokuları, demleme çaylar içebileceğiniz kahveler, börek ve tatlıcı dükkanları ile bizim memleketteyiz diyoruz.

Murat Paşa Cami

Türk Çarşısı gezimiz sırasında karşımıza çıkan Murat Paşa Cami 15.yy’da Osmanlı döneminde yapılan, Balkanların en eski camileri arasında sayılmaktadır. Cami adını Yavuz Sultan Süleyman’ın veziri Murat Paşa’dan almıştır. Cami halen ibadete açıktır ve cuma günleri Türkçe vaaz verilmektedir.

Çifte Hamam

Murat Paşa Cami’nin karşısında yer alan Çifte Hamam’da bir yandan restorasyon devam ederken içerisi ziyaretçilere açıktı. Modern sanat galerisi olarak kullanılan tarihi hamamda  50 dinar karşılığı sergilenen eserleri görebildik. Eserden çok değişik tasarımla düzenlenmiş bölümleri demek daha doğru sanki.

Kurşunlu Han

Kurşunlu Han eski şehirde halen ayakta kalan Osmanlı Hanlarından biridir.Han 1550 yılında yapılmış, 1787 yılında hapishaneye çevrilmiş. Biz gece ve gündüz gezebildik. Gece  ışıklandırılmıştı, müzik çalıyor ve içeride bir resim sergisinin açılışı yapılıyordu. Gündüz de hareketli idi, tarihi eserin korunmuş ve kullanıma açık olması eserin yaşamasını da sağlamış.

Kapan Han

Tarihi Kapan Han’ın 15.yy’da İsa Bey tarafından yaptırıldığı kaynaklarda belirtilmektedir. İki kattan oluşmakta, üst katın tüccarların konaklamaları, alt katın atlar ve mallar için düzenlendiği düşünülmektedir. Günümüzde 44 odalı hanın üst katı İmam Hatip Lisesi olarak, alt katları cafe ve restoran olarak kullanılmakta. Biz sabah erken saatlerde dolaştığımızdan henüz kafeler ve dükkanlar açılmamıştı,  han içinde hareket görünmüyordu.

Mustafa Paşa Cami

Mustafa Paşa Cami, hem konumu hem de mimarisi nedeniyle Mekodonya’daki en güzel camiler arasında sayılmaktadır.  Kalenin karşısındaki tepede Üsküp’e hakim bir konumdadır. 15.yy sonunda 2. Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim döneminde vezirlik yapan Mustafa Paşa tarafından yaptırılan güzel cami görmeye değer. Caminin yanında Mustafa Paşa’nın türbesi bulunmakta, ancak bizim ziyaretimiz sırasında kapalı idi.

Üsküp Kalesi

Üsküp Kalesi de MS. 6.yy da Roma döneminde yapılmış, depremde yıkılmasına rağmen tekrar yapılmış. 1963 yılındaki depremde hasar görmüş ancak hiç restorasyon geçirmemiş. Kale içinde görülecek fazla bir şey bulunmamakta, ancak şehrin yüksek noktasından Üsküp görüntüsü için zamanınız varsa çıkmaya değer.

Eski şehir bölgesinde en son Üsküp Kalesi’ne tırmandık. Şimdi Taşköprü yönüne dönüp son Osmanlı eseri Hamamı görüp yeni şehre ilerleyelim.

Davut Paşa Hamamı

Doğu yakasında Taş Köprü’nün yanında yer alan Davut Paşa Hamamı, II.Beyazıt zamanında vezirlik yapan Davut Paşa tarafından 15.yy’ın sonunda inşa edilmiş. Kadın ve erkekler için aynı özelliklere sahip iki bölümden oluştuğu için çifte hamam olarak ta adlandırılmaktadır. Hamam olarak kullanıldığı dönemde içinden şifalı su çıkmaktaymış. Hamam 1948 yılında Makedonya Ulusal Galerisi olarak kullanıma açılmış. Bizim bulunduğumuz saatte içerisi kapalı olduğundan gezme şansımız olamadı.

Yeni Şehir

Eski şehrin Taşköprü yakınındaki Osmanlı eseri Davut Paşa Hamamı ile Osmanlı tarihi eserlerini gezme bölümümüzü tamamladık. Sıra yeni şehre geldi ancak yeni şehrin meydanına ulaşmadan Taş Köprü’nün yine doğu tarafında modern yapılar, müzeler ve heykellerle devam edelim.




Eski şehrin sokaklarından çıkıp Taş Köprü’ye doğru yürürken bizi İskender’in babası, Makedonya Kralı II. Philip’in devasa heykeli karşılıyor. Yüzü oğlu İskender’in heykeline dönük sanki doğu yakasından batı yakasındaki oğlunu selamlıyor.

Philip heykelinin nerede ise 10 adım ilerisinde İskender’in annesinin hamileliği ve İskender’in çocukluğunda annesinin kucağındaki sahnelerden oluşan daire şeklinde yerleştirilmiş heykel grubu bulunuyor.

Annelik heykellerinin köprüye doğru solunda, antik Yunan stili görünüşlü olmasına bakmayın ancak 2014 yılında açılışı  yapılan Arkeoloji Müzesi Binası dikkat çekici.

Arkeoloji Müzesi

İtalyan stili mermer üç katlı binası ile Arkeoloji Müzesi 6.000 m2 lik alana kurulmuş Makedonya tarihine ilişkin eserler, objeler sergileniyor. Vardar Köprüsü’ne bakan yönündeki Art Bridge üzerine çok sayıda heykel yerleştirilmiş.

Müzede Makedon tarihi açısından önemli arkeolojik eserler, yanı sıra balmumu heykeller, video animasyonları da bulunmaktadır. Müzenin en değerli parçalarından biri olarak orjinali İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde bulunan İskender’in Lahdi’nin replikası da sergilenmektedir. Replika da olsa İskender’in memleketinde olmalı lahiti diye düşünülmüş belli ki. Müze saat 10.00-18.00 arası açık, giriş ücreti 300 MKD.

Makedonya Bağımsızlık Mücadelesi Müzesi  (Museum of the Macedonian Struggle for Independence)

Annelik heykelinin çaprazında at heykellerinin arkasındaki bina ise Bağımsızlık Müzesi. Bir müze gezmek için zamanımız vardı ve bu müzeyi dikkatli seçmeliydik. Birçok gezimde Arkeoloji müzelerini tercih ederken Üsküp’te karşımıza çıkan Bağımsızlık Müzesi bizi araştırmaya sevk etti. Bu ülkede bu müzenin görülmesi gerektiği kararını verip müzeye girdik. İyi ki bu kararı almışız, düzenlemesi, tarihi bilgilerin sunumu ve rehberlik hizmetinin başarısı ile gerçekten çarpıcı bir müze ile karşılaştık.

Müze  2011 yılında açılmış, Makedon halkının bağımsızlık mücadelesinin tarihsel sürecini anlatıyor. Osmanlı döneminden başlayan süreç, I.ve II. Dünya Savaşları dönemi, Yunan, Bulgar, Slavların müdahaleleri, Yugoslavya Federe Devleti dönemi ve nihayet 1991 yılında bağımsız devlet oluşunu çok başarılı bir müzecilik anlayışı ile sergilemekte. Müzede 16 bölümde 109 balmumu heykelden ve tablolardan oluşan sunumla bu mücadeledeki önemli kahramanlar, olaylar, belgeler sergilenmekte. Makedonya topraklarında yetişen  Atatürk’ün balmumu heykeli de yanında Makedonya’lı sevgilisi Elena ile birlikte müzede yerini almış. Müzenin ücretsiz rehberi bizim dört kişilik grubu özel olarak gezdirdi. Böyle bir müze rehberle gezince daha anlamlı oluyor.  Müzede Makedonya gezisi öncesi kısa tarih okuması ile çok sınırlı bir bilgiye sahipken müze çıkışı ülkenin tarihi hakkında çok kalıcı bilgiler edinmiş olduk. Müze giriş ücreti 300 MKD, müze saat 10.00 ile 18.00 saatleri arasında açık. Müzenin giriş salonu dışındaki bölümlerde fotoğraf çekmek yasak. Tarihe ilgisi olan olmayan, müze seven sevmeyenler Üsküp’te bir müze gezmeyi düşünenlere bu adı ve sunumu özgün müzeyi görmelerini öneriyorum.

Makedonya Meydanı

Makedonya Meydanı şehrin kalbi. Heykellerin en büyüğü, 22 metre yüksekliğinde Büyük İskender Heykeli bu meydanda the Warrior on a Horse (Atlı Savaşçı) adı diye yer alıyor. Yunanistan ile tarihi tartışmalar nedeni ile heykele açıkça Büyük İskender adını verememişler. İskender’in heykelinin altındaki sütuna 8 bronz asker, küçük havuzun kenarlarına da sekiz bronz aslan  yerleştirilmiş, dört aslan ağzından müzik eşliğinde havuza su fışkırtmakta.  Heykel 2011  Makedonya Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının 20.yılı çalışmaları kapsamında yapılmış.  Kafeleri, restoranları, mağazaları ve kalabalığı ile canlı bir meydan.

Meydana açılan sokaklar da geniş, ferah.

Yeni şehir bölümünde kafanızı çevirdiğimiz her yönde, her boyutta heykellerle karşılaşıyoruz. Bu heykeller arasında Doğu Roma İmparatoru Justinianus, Bulgar İmparatoru Çar Samuil, şehrin azizleri, kril alfabesinin mimarları, Rahibe Teresa, Osmanlı’ya karşı savaşan gerillaların ellerinde bıçak ve silahlı heykelleri, tiyatro sanatçıları, müzisyenler gibi çok çeşitli karakter bulunuyor. 

Yeni şehir bölümünde o kadar çok heykel var ki tüm heykelleri görüp fotoğraflamak ayrı bir mesai gerektiriyor sanki. Çektiğim fotoğraflardan bir grup paylaşsam da gerçek sayıyı tahmin edemiyorum.

Makedonya Meydanı’na açılan Pella Cadde’sine üzerinde Makedonya yazan  bir tak kondurulmuş, Paris’teki Arc de Triomphe özentisi ile. 

Rahibe Terasa Evi


Makedonya Meydanı’na açılan Macedonia Caddesi’nde  Rahibe Teresa Evi bulunmakta. Kendisini tüm dünyada hayır işlerine adayan  Hayırsever Misyonerler Cemaati’nin kurucusu Rahibe Teresa, 1979 yılında Nobel Barış Ödülü almış. Üsküp doğumlu olduğu için evi onun adına 2009 yılında açılmış. Evin olduğu yerde Rahibe Teresa’nın vaftiz edildiği Katolik Kilisenin olduğu söyleniyor. Evin alt katı müze olarak düzenlenmiş ve Rahibenin özel eşyaları da sergileniyor. Üst katta ise bir şapel bulunmakta. Evin içi belirli saatlerde  rehber eşliğinde geziliyor, bizim gittiğimiz saatten bir saat sonra başlayacak turu bekleyecek zamanımız olmadığı içini gezemedik.

Üsküp Şehir Müzesi (Museum of the City of Scopje)

Üsküp Şehir Müzesi  1948 yılında kurulmuş, 1970 yılında da Eski Tren İstasyonu’na taşınmış.  Müzede Üsküp bölgesinin arkeolojik, tarih, etnoloji, sanat tarihi ilişikin eserleri sergilenmektedir. Binanın ön cephesindeki saat 1963 yılında büyük depremde saat 5.17’de durmuş. Depremin hüzünlü de olsa anısına öyle korunmuş saat. İçeride ise depremle ilgili bir bölüm ayrıldığı o bölümün görmeye değer olduğu diğer bölümlerinin biraz ihmal edilmiş olduğu kaynaklarda belirtilmiş. Müze pazartesi günleri dışında saat 7.00-15.00 arası açık. Biz bu müzeye zaman ayıramadık.

Vodna Dağı Milenyum Hacı

Vodno Dağı ve üzerinde yer alan Milenyum Hacı Üsküp’ün her noktasından görünüyor. Şehrin en yüksek zirvesine teleferik ile ulaşmak mümkün. Turistler için tüm şehrin manzarasını seyretmek amacının yanı sıra  Hıristiyanlığın 2000’inci yılı adına yapılan dev hacı görmek te diğer bir amaç olabilir. 1040 metre yükseklikteki Vodva Dağı’nın zirvesine yerleştirilen hacın kendisi 66 metre yükseklikte. Haçın en yüksek noktasına çıkmak için bir de asansör bulunmakta. Çevresinde restoranlar, kafeler de yer alan bu dev haç Makedon  Ortodoks Kilisesi, devlet ve tüm dünyadaki Makedonlardan toplanan bağışlarla inşa edilmiş. Biz bu noktaya çıkacak zaman yaratmadık şehirden gündüz ve gece ışıl ışıl görüntüsünü izlemekle yetindik. Milenyum Haçı’nı görmeye gidenler için bölgeye yakın Makedon Köyü’nü ziyaret etmeleri de önerilmekte. Ulaşım için şehir içindeki otobüslerle teleferiğin başlangıç noktasına gidip oradan teleferiğe binmek gerekiyor. Teleferik fiyatı 100 MKD.

Üsküp’e Yakın Yerler

Matka Kanyonu

Üsküp gezinizde yarım günümüzü ayırdığımız doğa harikası, Treska ve Vardar Nehri’nin birleştiği yerde baraj gölünün üzerinde olan Matka Kanyonu görülecek yerler listesinde yerini almalı. Üsküp’e 15 km uzaklıkta,  taksi kiralayarak (20 Euro civarında) veya Vero AVM’nin önünden kalkan otobüslerle ulaşabilirsiniz. Biz Ohrid’ten taksi kiralayarak geldiğimiz için Üsküp şehir merkezine gitmeden kanyona uğradık. Kanyonda 14 km’lik yürüyüş parkuru da var.  Ayrıca kanyonda yer alan Vrelo  Magarası bir doğa harikası. Vrelo mağarasının tam derinliği ölçülememiş, ancak dünyadaki en derin mağaralar arasında sayılan mağara içinde milyonlarca yılda oluşmuş sarkıtlar bulunmakta. Kanyon içinde tekne veya kano ile gezilebiliyor. Tekne konusunda bir uyarıda bulunmam gerek. İki tür yolculuk var, birincisi kanyon boyunca 4 km, 25 dakika süren 200 MKD ücretli olan. Biz ilk bulduğumuz tekneye atlayıp bu geziye katıldık. Ancak ikinci tur bir saatlik, içinde karşı kıyıda bulunan mağarayı da gezebileceğiniz 400 MKD’lik tur. Kanyona kadar gitmişken Vrelo Mağarası’nı da gezmek gerekli gibi görünüyor.

Kanyonun girişinde tarihi bir kilise bir otel ve restoran kafe yer almakta. Otel böylesine huzur dolu ortamda gecelemek isteyenler için bir seçenek ancak Üsküp’e göre fiyatının yüksek olacağı açık. Restoran da tek ve böylesine güzel manzaralı bir yere kurulduğundan fiyatları bir parça yüksek olabilir. Ancak tekne gezisi sonrası kanyona karşı kahve veya soğuk bir şeyler içmeye de değer. Biz burada içecek molası vermeyi tercih ettik.

Buraya kadarki bölümde Üsküp merkezde görülecek yerler ve Matka Kanyonu’nu anlatmaya çabaladık. Makedonya tarihi ve doğası ile zaman geçirilecek keyifle gezilecek bir Balkan ülkesi. Araba kiralayarak seyahat edecekler için Ohrid Üsküp arasında görülmesi gereken birkaç yerden de söz etmeden olmaz.

Biz Ohrid Üsküp arasını dört kişi taksi ile gezdiğimizi belirtmiştim. Taksi şoförümüz bize gerçek anlamda rehberlik yaptı ve yol üstündeki önemli yerlere uğrayıp detaylı tanıtım yaptı.




Yolculuğumuzda Ohrid’den çıkıp, önce Struga’yı görüp nehir kıyısından, vadilerin arasından gözümüzün yeşile doyduğu bir yolculuk yaptık. Mavrovo Ulusal Park’ın içinde yolculuk yaptık. Mavrovo Ulusal Park ülkenin kuzey batısında yer alan, ülkenin üçüncü büyük ulusal parkı. 

Ulusal Park nehir yatakları, vadiler, kanyonlar, şelaleler, göller, dağlar, dağlar arasındaki geçitler ile doğa sever turistler için görülmesi gereken bir bölge. Ayrıca parkın bitki ve hayvan çeşitliği de çok zengin. Doğa sporcuları burada çok daha fazla zaman geçireceklerdir ancak biz araba ile manzaranın çekiciliği karşısında çok sık fotoğraf molası vererek yola devam ettik.

Yolculuk sırasında ilk durağımız 1020 yılında  St. John Bigorski Manastırı’nın yanındaki restoranda börek molası oldu. Hem yediklerimiz hem de yoğun yeşil arasındaki tarihi dokuda mola iyi geldi.

Batık Kilise

Mavrovo Ulusal Park’ta yer alan göllerden biri olan olan Mavrovo Gölü çevresi, yeşili doğal güzelliği ile çekici bir yer. Bahar ve yazın balık tutmak, yürüyüş ve dinlenmenin yanı sıra kışın da kayak merkezi ile turist çeken bir bölge. Biz batık kilise Saint Nicholas’ı görmek için göl çevresine uğradık. Yapay bir göl olan Mavrovo Gölü’ne 1953 yılında yapılan baraj sonrası, 1856 yılında yapılan tarihi kilise sular altında kalmış. Gölün kıyısına daha yüksek bir bölüme yeni bir kilise yapılmış. Gölün sularının çok yüksek olmadığı zamanlarda batık kilisenin yanına ulaşılabilmekte. Mayıs ayında gittiğimizden kilisenin yanına inip içini de görme şansına sahip olduk. İnsanoğlunun bu baraj yapma sevdası bizim Hasankeyf, Halfeti de olduğu gibi yerine konamaz, ölçülemez zenginlikteki tarihi mirasımızı sular altına gömmemize yol açıyor. Burada sadece bir kilise sular altında kalmış bize göre daha şanslılar diye düşünebiliriz.

Tetova (Kalkandelen)

Tetova Şar Dağları’nın eteklerine kurulmuş, Pena Nehri’nin iki yakasına konumlanmış Kuzey Makedonya’nın beşinci büyük şehri. Üsküp-Gostivar karayolu üzerinde.

Osmanlı dönemindeki önemli rolü ve Türk nüfusunun yoğunluğu nedeniyle şehir Türkçe adıyla -Kalkandelen- olarak bilinmektedir. Bugün şehirde Arnavut müslümanlar nüfusun çoğunluğunu oluşturmaktadır. 

15. yy’da Osmanlı İmparatorluğu döneminde nüfusunun çoğunluğu İslamı kabul eden şehir, Osmanlı eserleri açısından da mimari mirasa  sahip. Bunların içinde iki önemli eseri görmek üzere  şehre girdik.

Šarena Džamija – Alacalı Cami

İlk durağımız Šarena Džamija; Kuzey Makedonya’da en değişik ve benzersiz cami, 1438 yılında yapılmış. 1833 yılında da Abdurrahman Paşa tarafından yeniden restore edilmiş. Camiler genellikle seramik çinilerlerle süslenirken bu camide canlı, renkli, çiçek ve geometrik desenler ile süslenmiş. Camiyi iki kız kardeşin finanse etmesi nedeniyle caminin mimarisine de renk katmışlar gibi görünüyor. Caminin boyalarının kalıcılığının sağlanması için 30.000 yumurtanın akının kullanıldığı söylenmektedir. Caminin diğer bir özelliği kubbe yerine düz bir çatısının olması. Minaresini görmezseniz dışarıdan normal çatısı ile ev görünüşünde. Camiyi yaptıran iki kız kardeşin mezarları da caminin yanında yer almakta. 

Arabati Baba Teḱkesi

Bu tekke Avrupa’da en iyi korunmuş Bektaşi tekkesidir. Kanuni Sultan Süleyman’ın kayın biraderi Ali Baba Tetova’ya gönderilmiş, Ali Baba burada Bektaşi yaşam tarzını tercih etmiş ve öğrenciler yetiştirmiş. Öğrencilerinden Arabati Baba bu kompleksi kurmuş, bina bugünkü haline 18.yy’da Recep Paşa tarafından  kavuşturulmuş. Tekkede Ali Baba’nın türbesinin yanında Recep Paşa’nın da türbesi bulunmakta. Yugoslavya döneminde bu arazi otel ve müze olarak kullanılmış, bugün ise tekrar Bektaşi Tekkesi olarak kullanıma geçmiştir. Oldukça ilginç bir dini mekan, görmeye değer, üstelik Türkçe konuşan liderleri ile de sohbet etme fırsatı bulduk.

Yeme İçme

Üsküp’te her tür yemek bulabilirsiniz. Geleneksel Türk mutfağı tadını arayanlar hiç yabancılık çekmeyecekler. Batı mutfağı tercihi olanlar da aynı şehirde rahatlıkla istedikleri menüye ulaşabilecekler. Biz ilk gün eski şehirde kaldığımızdan hem akşam yemeği hem de sabah kahvaltısını burada yaptık.

Sabah kahvaltısı için demleme çay ve börekleri güzel bir seçenek. Adı bypek olan börekçiler gündüz açık.

Akşam yemeği konusunda ise Kapan Han’ın yanında çok sayıda kebapçıda karışık kebap, köfte cevapi ya da pleskavitsa, çorba seçenekleri bol. Biz akşam burada yedik, ancak gerek çorbanın azlığı, gerekse karışık kebabın yeterince pişmemiş olması nedeniyle yeterince memnun kaldığımızı söyleyemeyeceğim.. Eski şehirde kime kebapçı önerisini sorsanız Destan Kebapçıyı söylüyordu ancak karşılaştığımız bir Türk rehber Destan yerine diğer kebapçıları önerdiği için böyle bir seçim yaptık. Ayrıca kuru fasulye de denenebilir, biz kuru fasulyeyi Manastır’da denemiştik, çok lezzetli idi, Üsküp’te özel bir yer öneremeyeceğim.

Tatlılar konusunda ise tiriliçe, tulumba tatlısı denediklerimiz arasındaydı, muhallebi de bulabilirsiniz.

İkinci gece akşam yemeği için yeni şehri ve batı mutfağını denedik. Rahibe Teresa evine yakın Olivia restoran kafe de ortam güzel, yemekler lezzetli, servis ve sunum son derece memnun ediciydi. Yerel biralarını da tattık. Yediklerimizin yanında birer bira da içmemize rağmen eski şehirde ortaya söylediğimiz karışık kebap ve çorba ile aynı fiyatı ödedik.

Makedonya’da yerel rakıları rakija deneyebilirsiniz. Bizim rakıdan farklı olarak susuz içiliyor. Yerel şarapları da uygun fiyatlı içkiler arasında.

Alışveriş

Yöreye özgü otantik şeyler almak isterseniz eski şehirde çok sayıda dükkandan alışveriş yapabilirsiniz. Yeni şehirde AVM ararsanız Skopje City Mall ve Capitol ziyarete edeceğiniz yerler olabilir. Kişisel olarak gezdiğim ülkelerde global firmaların her ülkede olan magazalarında zaman geçirmek istemediğimden AVM’lerden hep uzak dururum. Özellikle Üsküp’ü sınırlı zamanda gezeceksiniz (çoğunluğun yaptığı gibi) ve tarihi eski çarsıda gezmek varken size de AVM’de zaman harcamayın derim.

Son Söz

Kuzey Makedonya Balkanlarda görülmesi gereken bir ülke. Hem tarihi, hem de yeşili, doğası ile turist çekiyor. Makedonya’nın asıl incisi Ohrid, ancak Üsküp hem başkent, hem en büyük şehri. Ayrıca uçakla ve karayolu ile ulaşımda da içinden geçilecek şehir. Şehrin eklektik yapısı hem modern hem tarihi yapısı bazıları için eleştirilse de bu değişik şehir görmeye değer. Şehri gezerken 550 yıl Osmanlı Hakimiyetinde yaşayan şehrin bu tarihi kültürü yok farz edip, bölgeyi korumaya yönelik çaba sarf etmeden tamamen farklı bir tarih yaratma çabası biraz  burukluk yaratıyor. Yeni bölgede yaratılmaya çalışılan şehir ve tarihi görüntü verme çabası da estetik olarak güzelliği tartışmalı, ayrıca ülke kaynaklarının optimum kullanımı açısından da israf olarak değerlendirilmektedir. 

Üsküp’ü Video ile gezmek ister misiniz.

 

 

 

 

 

.

 

 

 

3 thoughts on “Skopje -Üsküp- Gezi Rehberi – Tarihi mi? Modern mi?

  • 31/07/2019 at 15:10
    Permalink

    Merhabalar harika bir gezi olmuş. Sizi tebrik ediyorum. Sizden tarihi İstanbul gezisi bekliyorum. Eğer izniniz olursa sizin bloğunuzu paylaşmak isterim

    Reply
  • 01/08/2019 at 17:08
    Permalink

    Geziyi bana tekrar yaptırdın Tülaycığım, ellerine sağlık.

    Reply
  • 01/08/2019 at 22:03
    Permalink

    Tülaycım, Üsküp yol arkadaşım.Okudukça yeniden gezdim. Emeğine sağlık.

    Reply

Yorumlarınızı Buraya Yazabilirsiniz