Rivne Gezi Rehberi – Ukrayna’nın Küçük Şehri

Rivne, Ukrayna’nın kuzey-batısında, Rivne Horyn ile Styr nehirleri kenarında tarihi küçük bir şehir. Rivne’nin nüfusu yaklaşık 250.000 kişi, kapladığı alan sadece 63 km karedir. Kendi küçük ancak tarihinde yaşadığı acılar büyük bir şehir.

Ukrayna, özellikle ülkemizde ucuz votkası ve güzel kızlarıyla daha çok tanınmasına karşın birçok şehri çok fazla işgal edilmiş ve yüzlerce yıl unutulmayacak  vahşeti görmüş. Rivne  geçmişin ağırlığını havasında hissedebileceğiniz ve Arnavut kaldırımlı sokaklarında neredeyse dökülen kanları görebileceğiniz acı çekmiş bir yer.

Ukrayna’nın pitoresk ve sakin en eski şehirlerinden biri olan Rivne, ülkenin en cazip mekanı ünvanını da kolaylıkla alabilirmiş. Ancak kültürel mirasını oluşturan antik binaların çoğu II. Dünya Savaşı sırasında ağır hasar görmüş. Neyse ki, Rivne’nin tarihi ve mimari anıtlarından bazıları bugün kentin ana hazinesi olarak fantastik manzaralarıyla birlikte hayatta kalmayı başarabilmiş.

Rivne’ye Kiev, Ostrog ve Dubno’dan giriş yapmak mümkündür. Şehir armasının üzerindeki sembolde de  üç taraftan girişi olan açık bir kapı bulunmaktadır.

Ukrayna’nın keşfedilmeyi bekleyen bakir şehirlerindendir. Ünlü aşk tünelinin bulunduğu Klevan’a yakın olması nedeniyle bir bağlantı noktası olarak kullanılsa da şehrin görülmeye değer tarihi mekanları, huzurlu ortamı, parkları, insanlarının sıcaklığı, temiz havası ve yemyeşil doğası ile dikkat çekiyor. Rivne, Ukrayna’nın en güzel ve temiz şehirleri arasındadır. Şehir ulusal yarışmalarda defalarca ödül kazanmış. Kentin çevresinde zengin bitki örtüsü ve fauna bulunan ormanları da var.

Kent, uluslararası karayolları ve demiryollarının kesişiminde elverişli bir coğrafi konuma sahiptir. Rivne, uluslararası havaalanı ile önemli bir ulaşım merkezi haline gelmiş.

Şehir hem nüfus hem de yüz ölçümü olarak çok küçük olmasına rağmen en büyüğü Ulusal Su Kaynakları ve Doğa Yönetimi Üniversitesi ve Devlet Sosyal Reform Üniversitesi olan bir düzineden fazla yükseköğretim kurumu ile eğitime de önem verilen bir şehir.

Rivne önemli bir kültür merkezidir. Şehir bölgesel akademik Ukrayna müzik ve drama tiyatrosuna ve bölgesel kukla tiyatrosuna, bir oda ve org müzik salonuna (Avrupa’nın en iyi orglarından birine sahip), “Ukrayna” adlı bir sinema salonuna, ulusal öneme sahip bir hayvanat bahçesine, estetik eğitimin verildiği 3 okula ve 16 kütüphaneye sahiptir.

Lokal bir deneyim olan troleybüse binmedikçe Rivne’yi ziyaret ettim diyemezsiniz. Eğlenceli bir ulaşım aracı olması yanında şehirdeki en ucuz ulaşım şeklidir ve sadece 4 Grivnadır Rivne, otobüsün bu eski versiyonunu hala çalıştıran sayılı Ukrayna şehirlerinden biridir.

Batı Ukraynalıların oldukça çabuk aldıkları şeylerden biri de kafe kültürü. Rivne’de eski veya son yıllarda yaygınlaşan yeni ve rahat kafeler bulunuyor. İnanılmaz gün batımları yaşanıyor. Bazen dünyadaki en güzel gökyüzü gibi geliyor. Karlı bir yer arıyorsanız, doğru yer burası olabilir. Henüz kalabalık olmayan Rivne’nin yakında popüler olması için potansiyeli var gözüküyor.

Ulaşım

Şehirde havalimanı olmasına rağmen  Türkiye’den direkt uçuş bulunmamaktadır. Rivne’ye en kısa şekilde gitmenin yolu 168 km mesafede olan Lviv Havaalanı’nı kullanmak olacaktır.

Lviv’den haftanın hemen her günü otobüs ve tren seferleri bulunmaktadır. Daha rahat ve konforlu bir yolculuk için özellikle treni tercih edebilirsiniz. Araç kiralayarak 3 saatte ulaşma imkanı bulunmaktadır.

Bir diğer alternatif rota ise, Kiev üzerinden gelen trendir. Benim güzergahım Kiev’den önce Lutsk’a da 1 gece konakladıktan sonra trenle buraya gelmek oldu.

Klevan dahil diğer yerlere tren dışında yerel otobüslerle  gidilebilir. Ana otobüs durağı kentin tren istasyonunun birkaç kilometre uzağında.




Şehir küçük olsa da toplu taşıma araçları bulunuyor. Çok eski oldukları her hallerinden belli olan troleybüsler 4 Grivna yerel  Marshrutka ve otobüsler için 8 Grivna. Ayrıca taksi seçeneği de bulunmakta.

Konaklama

Rivne ülkedeki en lüks oteller için bir merkez olmasa da, yakın zamanda yenilenmiş ve şehirdeki en iyi yerler olarak gösterilen bazı seçenekler var. Hotel Ukraine, Hotel Mir, The Hotel 4×4, Hotel Tourist, Boutique Hotel Central, Hotel Reikartz Optima Rivne, OK Hotel ve Hostel on Dragomanova 27 bunlar arasındadır. Şehir merkezine biraz yürüme mesafesinde olan benim de kaldığım Full House da uygun fiyatlılar arasında.

Yeme İçme

Lublin ve Ventotto, Rivne’deki yerel mutfak favorileri olarak gösterilmekte. Otantik yerel yemekler için önerilen Kolyba’ya önceden rezervasyon yapılması gerekiyormuş. Birçok restoranda gece canlı müzik dinlenebiliyor.

Akşam yemeği sonrası biraz eğlenmek için, ana caddenin hemen dışındaki Antik bar “Servante” öneriliyor. Fiyatları barların çoğundan biraz daha yüksek ama kokteyller harika. Ben görmesem de en büyük iki disko Laguna ve Zov’muş. Laguna her zaman daha kalabalıkmış ancak şehir merkezinden biraz uzakta kalıyormuş. Şık giyindiğinizden emin olun, çünkü yerel halk her daim şık geziyor.

Kendi yaptıkları biralarını ve yemeklerini denemek için Dvir öneriliyor. Three Slona da kendi birasını üretiyormuş ve et ağırlıklı  bir menüye sahipmiş. Taistra Potion çay düşkünü gezginler için zengin bir çay menüsüne sahip bir kafe.

Gezilecek Yerler

Rivne adını aslında bir ay öncesine kadar duymamıştım. İş yerimde iki hafta izin kullanmam istenilince  yurt dışına planladığım gezinin dönüş tarihini uzattıp, Ukrayna’ya bir hafta daha fazla zaman ayırabilecektim.  Programıma ekleyebileceğim şehirleri araştırırken  Rivne görülmeye değer bir şehir olarak karşıma çıktı.

Buraya Lutsk şehrinden akşam saat 8 civarında bindiğim trenle ulaştım. Yol yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Tren İstasyonu’nun önündeki yolu hiç sapmadan dümdüz yürüdüğünüzde şehir merkezine ulaşıyorsunuz.

Pokrovsky Katedrali-Cathedral of the Intercession

Rivne manzaralarına yakın tarihte eklenen Pokrovsky Katedrali, Ukrayna’nın en yüksek katedrallerinden biri. Katedralin temel taşı 1990 yılında atılmış. Önce katedralin alt tapınağı Volyn topraklarındaki tüm azizlerin onuruna çalışmaya başlamış. Katedralin üst tapınağı ise Kutsal Bakire’nin Şefaatı onuruna 2001 yılında açılmış.

Katedral, Ukrayna’daki en büyük ve en yüksek tapınaklardan biri.  İsa Mesih’i simgeleyen büyük bir kubbe ve havarileri simgeleyen 12 kubbenin yanı sıra 8 küçük kubbe, Rivne manzarasına güzel bir dekorasyon oluşturuyor. Bu büyüklükle şehrin neredeyse her tarafından görülebiliyor.

Katedralin alt ve üst tapınakları her biri 3 binden fazla cemaat alıyormuş. Tapınakta engelli ve yaşlılar için asansörler, çocuklar için bir Pazar okulu, bir sağlık merkezi, bir kütüphane, koro için bir prova odası, bir müze varmış. İçeride kocaman bir salon ve ortada büyük bir boşluk vardı.

Aziz Stephan Kilisesi – Church of St.Stephan

Yeni yapılan Pokrovsky Katedrali’nin hemen arkasında bu katedralin haşmetine tezat, yemyeşil bahçesiyle önünde bir mezarlık bulunan küçük ahşap tarihi kilise yer alıyor.

Ahşap St Stephan Kilisesi, general Stefan Krasovskiy’in mezarı üzerine karısı Kateryna Krasovska tarafından 1848 yılında yaptırılmış. Sovyet döneminde kilise kapatılmış ve binası mezarlık bekçilerinin deposu olmuş. Günümüzde Aziz Stefan cemaatine hizmet etmekteymiş.

Yola devam ettim ve Rivne’de çok sayıda olan anıtlardan ilkini yol kenarında gördüm. Klym Savur Anıtı Ukrayna Halk Ordusu Komutanı Albay Klym Savur için dikilmiş bir anıt.

Merkeze yaklaştıkça yol üzerindeki binalar daha da güzelleşmeye başladı. Sovyet döneminde kentin merkezi Lenin Caddesi’nden Peace Avenue’ye kadar neo-klasik tarzdaki idari ve kamu binaları ile tamamen yeniden inşa edilmiş.

Şehrin kuruluş yıl dönümü bayağı coşkulu kutlanmış ve onuruna merkezdeki bir duvara anıt yapılmış.

Artık Independence yani Bağımsızlık Meydanı’na ulaşmıştım. Şehrin ana meydanı olan Bağımsızlık Meydanı gezginler için atlanmamalı. Şehir etkinliklerinin, toplantıların, kutlamaların ve konserlerin düzenlendiği bir alan.

Taras Shevchenko Anıtı’nın etrafında oturan ya da meydanın kenarlarındaki bankları işgal eden genç grupları görebilirsiniz. Yerel halk için de popüler bir buluşma yeri.

Taras Shevchenko Anıtı

Taras Shevchenko Anıtı, büyük şair, “Kobzar”ın yazarı, sanatçı, akademisyen, halka mal olmuş politik bir şahsiyet olan, Ukraynalıların ulusal gururu Taras Shevchenko’nun bir heykeli. 1846 yılında Shevchenko Rivne’yi ziyaret etmiş. Bu anıt ise Shevchenko’nun vasiyetine uygun olarak küllerinin bulunduğu tabutunun St Petersburg’dan Kaniv’e taşındığı 22 Mart gününden tam 138 yıl sonra 1999 yılının aynı gününde açılmış.

Aynı zamanda burası “Ukrayna” sinemasının da bulunduğu bir yer. Ukraynacayı biraz anladıysanız veya biliyorsanız tüm yabancı filmlerin kopyasını izleyebileceğiniz bir sinema burası.

Tarihi Soborna Caddesi- the Historical Soborna Street

1857’de Kiev-Brest otoyolunun bir parçası olarak Rovno’da doğudan batıya doğru uzanan  3 km’lik yol, şehrin içinden geçiyormuş ve o zamandan beri şehir merkezini otoyola bağlayan ana yol olmuş. 19. yüzyılın sonunda bu caddede iki önemli tapınak Ortodoks Sviato-Voskresensky Katedrali ve St Anthony Roma Katolik Kilisesi yükselmiş. Aynı zamanda caddede bir çok kamu binası, oteller ve mağazalar bulunuyor.

Bu caddede bir süre yürüdükten sonra şehrin ikinci büyük meydanı olan Teatralna Meydanı’na ulaştım. Bu Meydan ise görkemli bir binayla dikkati çekmekte.

Rivne Ukrayna Müzik ve Dram Tiyatrosu-Rivne Ukrainian Theater of Music and Drama

Burası Rivne’nin tam merkezinde özel olarak inşa edilmiş Rivne Müzik ve Drama Tiyatrosu, dramatik bir tarihi öyküsü var. 1939’da açılan Tiyatro II. Dünya Savaşının başlamasıyla 1941 yılında kapanmış. Oyuncuların çoğu şehri terk etmek zorunda kalmışlar, bazıları Naziler tarafından vurulmuş ve bazısı da bir Alman tiyatrosunda çalışmak zorunda kalmış.

Tiyatro 1944 yılında performanslarına tekrar başlamış ve hatta Shakespeare’in ünlü trajedisi “Kral Lear” Ukrayna’da ilk kez burada sahnelenmiş. 1960 yılında Tiyatro açılışı yapılan bu binaya taşınmış. 1978 yılında çıkan bir yangınla tahrip olan ve onarılan tiyatroya 1983 yılında Rivne’nin 700. yıldönümü vesilesiyle geri dönülmüş.

Tiyatro Meydanı-Teatralna Sqaure

Bu Meydan Tiyatro Binası’nın açıldığı 1960 yılından itibaren canlanmış. 1940’lara kadar Meydanın olduğu alanda  evler bulunuyormuş. II. Dünya Savaşı sırasında bu evler bombalardan dolayı yıkılmış ve geride büyük bomboş bir alan kalmış. Önce Naziler sonra Bolşeviklerin işgali sırasında bu boş alanda Ukrayna milliyetçilere gözdağı vermek amacıyla öldürülmüş. 1945 yılında komünistler buraya Stalin’in büyük bir heykelini dikmişler. Ukraynalı vatanseverler 1946-1947 yılbaşı gecesi bu heykeli havaya uçurmuşlar.

Tiyatro binasının bir tarafındaki tarihi binada Hotel Ukraine bulunuyor.

Ulas Samchuk Anıtı-Monument for Ulas Samchuk

Hotel Ukraine tarafında elinde bir kitapla oturur pozisyonda yapılmış Ulaş Samchuk’a ait bir heykel bulunuyor.

Ukrayna’da 20. yüzyılın en büyük sanatçısı Ulas Samchuk, 1934’te holodomor açlığı hakkındaki ilk romanı yazan Ukraynalı göçmen bir yazar, yayıncı ve gazetecidir. Samchuk 1982 yılında Nobel ödülüne aday gösterilmiş. Tiyatro Meydanı’ndaki bu heykeli ise doğumunun 100. yıldönümünde 2005 yılında açılmış. Şehirdeki bir caddeye de Ulas Samchuk’ın adı verilmiş.

Ben vakit darlığından göremesem de Ulas Samchuk’ın kişiliği hakkında daha fazla bilgi almak için, anıtın çok da uzağında olmayan Edebiyat Müzesi’ne gidebilirsiniz. Benim gibi müzeyi gezemezseniz hiç değilse Tiyatro Meydanı’nda bulunan, Ulas Samchuk Anıtı’nın yanına oturun ve Samchuk gibi ebedi olan güzel insanları düşünün.

Ulas Samchuk Edebiyat Müzesi

Ulas Samchuk adına yaptırılan Edebiyat Müzesi’nde, yazarın kişisel eşyalarından tutun da mobilyaları ve el yazmalarına kadar pek çok önemli nüshanın orijinal halini görebilmeniz mümkün.

Babusha Pazarı

Bir süre yürüdükten sonra sağ tarafımda bir pazar yerinin girişine ulaştım. Ukrayna’da bahçeden doğrudan getirilmiş taze ürün bulabileceğiniz bu tür  çiftçi pazarlarına babushka pazarı deniliyormuş.

Prenses Mary Rivne Anıtı – Monument to Princess Mary Rivne (Nesvitskiy)

Caddenin karşı tarafında yine bir meydan ve bir anıt.

15. yüzyılda, Prens S. Nesvitsky’nin karısı prenses Mary Nesvitskiy, Rivne’nin küçük bir köyden kasabaya dönüşümüne önemli katkılarda bulunmuş. 1479’da Prens Nesvitski’nin ölümünden sonra Rivne karısının yönetimine geçmiş. Rivne’nin Mary’si olarak bilinen Prensin karısı 1481-1518 yılları arasında süren yönetimi sırasında şehirde bir kale, bir katedral ve birçok bina yaptırmış, şehir en parlak zamanlarını  onun döneminde yaşamış. Anıt Prensesin onuruna 2006 yılında yapılmış. Anıtın bulunduğu bu güzel ve bakımlı yer özellikle akşamları sokak lambaları ışığında oldukça pitoresk görünüyor.

Eski Yahudi Sinegogu- the Former Building of Jewish Synagogue

Şehrin en eski caddelerinden olan Shkilna’da bulunan Sinegog 19. yüzyılın sonlarında o zamanın “modern” tarzında yapılmış. Sinegogun yanında bir okul varmış. Yahudi toplumu o zamanlar bu cadde üzerindeki evlerde ikamet ediyormuş. 1940 yılında Yahudi tapınağı kapatılmış, yerine çocukların ve gençlerin spor okulu olan “Avanhard” isimli okul açılmış.

“Çöküş” Basımevi – Printing House “Decadence”

Büyük bir binanın ön yüzünde bulunan plaketle ilgili açıklama da şu şekildeydi.

Daha önce Shosova caddesinde bulunan ve Sukharchuk’un sahibi olduğu özel basımevi “Çöküş” 19. yüzyılın başlarında burada bulunan bir binaya taşınmış. 1930’larda devletin sahip olduğu bir basımevi yeni inşa edilen bir binada bulunuyormuş ve II. Dünya Savaşı’nda da çalıştırılmış. 1941-1944 yıllarındaki Alman işgali sırasında “Volyn” adlı Ukrayna gazetesi başta Ulas Samchuk olmak üzere tanınmış yazar Olena Teliga ve diğer vatansever yazarlar tarafından burada çıkarılmış. Maalesef ev korunmamış ve “Volyn” gazetesini basan yayımevinin anısına binanın ön tarafına bir plaket asılmış.

Svyato-Voskresensky-Resurrection Cathedral

Sıra şehrin en eski yapılarından biri olan Svyato-Voskresensky Katedrali’ne geldi.

Rivne’nin mimari simgesi olan Svyato-Voskresensky (Holy Resurrection) Katedrali, hemen şehir merkezinde görkemli bir şekilde yükseliyor. Bu muhteşem tapınak, tarihi ve mimari açıdan antik Rivne’nin en önemli yerlerinden biri kabul ediliyor.

Mesih’in Dirilişinin onuruna ilk ahşap katedral, 1781’de buraya inşa edilmiş. Ancak yüz yıl sonra tapınak, kentin büyük bölümünü de yok eden büyük bir yangın sırasında yanmış. Katedralin yerine yeni taş bir bina yapılmasına karar verilmiş. Rivne’yi o sırada yazlık ikametgahı olarak kullanan İmparator III. Alexander Tapınağın temeline ilk taşı koymuş.

1895’te yeni tapınak kapılarını ilk ziyaretçilere açmış. Mimarisi, otantik eski Rus mimarisinin ve halk sanatının geleneklerine uygun popüler Neo-Rus stilinin bir örneği.

Tapınağın ana girişi üzerine küçük bir kubbesi olan sağlam bir kemer şeklinde bir çan kulesi inşa edilmiş. Rivne Resurrection Katedrali’nin tüm kilise malzemeleri Moskova’dan getirilmiş. İç kısımda yer alan üç yaldızlı ikonalar Kiev’de yapılmış ve en iyi sanatçıların ikonalarından kopyalanan kutsal görüntüler ile süslenmiş. 1933 yılında halkın bağışlarıyla tuğla bir çan kulesi inşa edilmiş ancak 1950’lerin sonunda bu kule yıkılmış.

Kilise, İkinci Dünya Savaşı sırasında kapalı kalmış. Rivne’nin kurtuluşundan sonra da Ateizm Müzesi burada açılmış. Ancak Ukrayna bağımsız olduktan ve demokratik reformların başlamasıyla bu kült yapı Rivne Ortodoks toplumuna hizmete açılmış. 

Meryem Sütunu, İsa’nın Annesi- Column of Mary, Mother of Jesus

Yol üzerinde ne olduğunu anlamadığım bir anıt gördüm. Şehrin her yeri anıt dolu zaten! Tam böyle derken bir de büyük bir heykel karşıma çıkmaz mı!

Meryem’in bu taş sütun üzerindeki heykeli, 1770 yılında veba salgını sırasında ölen yüzlerce kişinin anısına pazar meydanına yapılmış. Yapımı için gereken para halktan toplanmış. Efsaneye göre 1856 yılındaki kolera salgını sırasında buraya sonsuz ışık inmiş ve salgın sona ermiş. 200 yıl boyunca halk burada dua etmiş. 1952 yılında bu sütun yıkılmış ve 2003 yılında aynı yerine tekrar inşa edilmiş.

Rivne Kukla Tiyatrosu- Rivne Puppet Theater

Tiyatronun repertuarında Ukraynalı ve yabancı klasikler türlerde, üslupsal özelliklerde, oyunculuk tarzında farklı çağdaş yazarların oyunları varmış.

Rivne House of Scientists

Kukla Tiyatrosu’na yakın bir konumda yine güzel bir binası olan Rivne Bilim İnsanları Evi bulunuyor.

Bina 1903 yılında yapılmış ve 1939-1941 yıllarında Kızıl Ordu’nun askeri birimi, 1941-1944 yıllarında Alman Askeri Hastanesi burada konuşlanmış. 1990 yılında bina mimari anıt olarak tescillenmiş ve 2001 yılında Rivne Bilim İnsanları Evi’ne dönüştürülmüş.




1920’lerde yapılan bu ev de  ünlü bir doktor olan Heisenberg’e aitmiş ve 1975 yılından bu yana Rivne Bölgesi Kültür Birimi’ne ev sahipliği yapıyormuş.

1929 yılında rasyonel modernizm tarzında yapılan bu ev ise bir tüccar olan Basi-Freud Kagan’a aitmiş ve günümüzde Çocuk Kütüphanesi olarak kullanılıyormuş.

Biraz aralarda kalan bir diğer güzel yapı da Zafran konağının “Neptune” isimli hamamıydı. 20. yüzyılın başlarında Yahudi bir tüccarın konağının yanına iki katlı inşa edilen hamam yıkılmaktan kurtulmuş.

Catholic Church of St. Anthony (the House of Chamber and Organ Music)

Kilise 1899 yılında Neo-gotik tarzda inşa edilen, cephesinde güzel bir saat bulunan bir binada. Başlangıçta bina iki sivri kuleyle taçlandırılmış, fresklerle ve vitray pencerelerle dekore edilmiş.

Sovyet döneminde kilise sinema olarak kullanılmış. Perestroyka yıllarında sinema salonu kapatılmış ve Oda Müziği ve Org Evi olarak yeniden inşa edilmiş. Cephesinde orijinal saati olan muhteşem St. Anthony Katolik Kilisesi, kentin Orta Çağ tarihini ziyaret edenlere hatırlatıyor.

Katolik Kilisesi St. Anthony’nin sıra dışı binası Rivne’deki en ilginç ve orijinal binalardan biri olarak kabul ediliyor. Rivne’nin tam merkezinde bulunan St. Anthony Katolik Kilisesi çoğu eski şehir yapısı gibi zor bir kadere sahipti.

İlk paroşial katolik kilisesi, 16. yüzyılda Rivne’de yapılmış, ancak kısa süre sonra şehri ele geçiren Tatarlar tarafından tahrip edilmiş. Bir süre sonra, Aziz Anthony Kilisesi yeniden inşa edilmiş, ancak yeni tapınak da kısa ömürlü olmuş ve yanmış. Neo-gotik tarzdaki karmaşık taş bina, 19. yüzyılın sonlarına kadar tamamlanamamış. İki zarif kulesi bulunuyor, cephesinde sıra dışı yuvarlak bir saat var ve iç kısmı da orijinal fresklerle süslenmiş. Aziz Anthony Katolik Kilisesi’nin gerçek hazinesi ise Avrupa’nın en iyi orglarından birisine sahip olmasıdır.

Kilisenin binası Birinci Dünya Savaşı sırasında ciddi şekilde hasar görmüş. 1927’de yeniden inşa edilmiş, yeni polikrom resimler ve çok güzel vitray pencerelerle süslenmiş. Ancak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kilise kapatılmış ve tüm değerli eşyaları yağmalanmış. Gotik kulelerinin neredeyse tamamı yıkılmış. Kilisenin binaları sinemaya verilmiş.

Neyse ki Aziz Anthony Katolik Kilisesi 1980’lerde, Org Müzik Evi olarak yeniden donatıldı. Şimdi oda müziği konserleri burada olarak verilmektedir.

Çocuk Demiryolu – Children’s Railway

Dokuz Ukrayna Çocuk Demiryolu’ndan biri 1949’da açılmış. Partizanskaya İstasyonu, Rivne’nin tam merkezinde, şehrin ana caddesi Soborna’nın nehri geçtiği köprünün yakınında yer alıyor. 2,5 km uzunluğundaki parkur Ustia Nehri’nin kıyısında çalışmaktadır.

İkinci istasyon – Ozernaya – Basov Kut Gölü kıyısında yer almaktadır. Genellikle bir lokomotif ve 2 yolcu vagonundan oluşan tren çoğunlukla çocukları taşımaktadır. 

Soborna Caddesindeki bu üç katlı konut 1948 yılında yapılmış ve ilk katı Rivne’nin ilk gastronomi merkezi olmuş.

Rivne Kapısı-Rivne Gate

Şehrin tarihi kapısı ve bir çeşit simgesi olan Rivne Gate, şehre gelen turistlerin fotoğraf çektirdiği turistik noktalardan biri olarak belirtiliyor.

Bu yapı şehrin hemen girişinde oto yol kenarında yer alıyor. Şehrin girişindeki bu anıt Rivne’nin önemli yapılarından biri olarak gösteriliyor ve koruma altında.

Shevchenko Parkı

Taras Shevchenko Kültür ve Eğlence Parkı, huzurlu atmosferiyle, sayısız çiçek türü ve pek çok önemli isme ait anıtlarıyla şehirdeki en büyük ve en güzel park olup, peyzaj sanatının bir başyapıtı ve ulusal anıt statüsüne layık görülmüş. Rivne Ukrayna’nın en yeşil şehirlerinden biri unvanını Shevchenko Parkı sayesinde kazanmıştır diyebiliriz.  Şehir merkezinde yer alan Park, şehir halkı ve konuklar için en sevilen gezinti ve dinlenme yeridir.

Park, 18. yüzyılın sonlarında, o sırada şehrin sahibi olan Polonyalı önde gelen Lubomirski Ailesi’ne ait malikânenin topraklarında bulunuyor. 20. yüzyılın ortalarından itibaren büyük bir park kompleksine dönüştürülmüştür. Park önemli ölçüde yeniden inşa edilmiş, yeni ağaçlar dikilmiş, fıskiyeli havuzlar, taş ve ahşap heykeller yerleştirilmiş. Park 32 hektarlık bir alanı kaplıyor. Sessiz dinlenme, aktif dinlenme, eğlence tesisleri, spor ve çocuk sektörleri olmak üzere 5 bölgeden oluşuyor.

1940 yılında parka ünlü Ukraynalı şair Taras Shevchenko’nun adı verilmiş ve 1941 yılında da şairin “Kobzar” kitabı için ilk anıt parka konmuş. 

Park, Kuzey Amerika, Uzak Doğu, Orta Asya, Çin ve Japonya’dan gelen ağaçlarla bezelidir. Rivne Park içinde bulunan ve nadir bitki türlerinin dikildiği Kiev Botanik Bahçesinde yaklaşık altı bin ağaçtan oluşan koleksiyon sürekli olarak genişletilmektedir.

Parkta epeyce gezdim ve bakımlı yollardan yürüdüm. Kilit takılmış köprüler, sevgililer için yapılmış kalpli bir bank, çocuklar için oyun alanları, su doldurulmamış havuzlar ve daha neler neler!

Rivne Bölge Müzesi

Bu Müze bu şehri tanımak ve tarihi hakkında bilgi sahibi olmak için uğramanız gereken adreslerden biri. Rivne Bölge Müzesi, ilginç sergilerinin yanı sıra, anıtsal sütunları ve çevresindeki pitoresk alanı da oldukça etkileyicidir. Demirci Heykelleri Yolu ve Kuğu Gölü’nün hemen yakınında yer almaktadır.




Rivne kasabasındaki ilk müze 1906 yılında açılmış ve bu müze Ukrayna’nın ilk kırsal müzesi olan kentin 8 km batısındaki Gorodok köyünde baron F. Shtaingel tarafından kurulan müzenin yerini almış. I. Dünya Savaşı sırasında müze yağmalanmış. Çok sayıda değerli eser kaybolmuş. 1920’li yıllarda yerel doğa müzesi yeniden canlandırılmış. Kaynaklara göre benzer müzeler sadece Varşova, Lviv ve Krakiv’de bulunuyormuş. 1936’da ekonomi müzesi Rivne’de açılmış. 1940’ta bölgesel çalışmalar tarih müzesi kurulmuş, ancak bu müzenin kaderi de ilk müze gibi kötü olmuş. II. Dünya Savaşı sırasında tüm sergiler Almanya’ya götürülmüş.

1944’te müze çalışmaya, Rivnenska oblast’ının tarihi ve doğal özellikleri ile ilgili materyalleri toplamaya, muhafaza etmeye ve sergilemeye devam etmiş. 1975 yılında 1839 yılında klasizm tarzında inşa edilmiş eski erkek spor salonunun binası müzenin mülkü olmuş ve buraya taşınmış. Bu şehirdeki en iyi mimarlık anıtı olarak kabul edilmektedir.

Müzenin sergileri 1978’de açılmış. Günümüzde yaklaşık 150.000 sergi malzemesi Rivne Bölge Çalışmaları Müzesi’nde muhafaza edilmekte ve sergilenmektedir. Arkeolojik, etnografik, nümismatik, doğal koleksiyonlar, belgeler, ödüller, tanınmış kişilerin özel eşyaları gibi sergiler vardır. Özellikle ilgi çekici olanlar Kazaklar’ın eşyaları, Volhyn ikonaları, eski basım kitaplar ve tanınmış Avrupalı heykeltıraş Tomash-Oscar Sosnovsky’nin Rivnensky yerlileri ile ilgili eserleridir. 

Arkeolojik ve etnografik sergiler özgünlükleriyle çekicidir. Bitkileri, hayvanları, nehirleri ve gölleri, jeolojiyi, kehribarı sunan galerilerde güzelliği ve eşsiz özgünlüğü hissetmemek mümkün değildir. 

Her yıl Mayıs ayında müze, Rivne bölgesinden ve komşu oblastlardan gelen halk sanatı ustalarının katılımıyla geleneksel bir etnografya festivali olan “Müze Etno Fest” etkinliğini düzenliyormuş. Müzenin açılış saatleri 10:00-18:00 olup Pazartesi günleri kapalıdır.

Park Molodi (Kuğu Gölü Parkı)- Swan Lake Park

Rivne’nin merkezinde bulunan park, Lubomirski prenslerinin mülklerinden kalanlardan oluşuyor. Lubomirski Sarayı şimdi “Avangard” Stadyumu yerinde bulunuyormuş. Sarayın parkı 18. yüzyıldan kalmış. I. Dünya Savaşı’ndan sonra buradaki binalar tahrip olmaya başlamış. Saray yanmış ve parktaki ağaçlar kesilmiş. Daha sonra, park kısmen restore edilmiş ve buraya Komsomolsky ismi verilmiş. Ancak bölge halkı parkın ortasındaki küçük gölette yaşayan kuğular nedeniyle burayı “Kuğu Gölü Parkı” olarak adlandırmışlar.

Parkın göl çevresi, hem sevgililer hem de evli çiftler için romantizmin yaşandığı sevgi dolu bir yer. Yapay gölde yüzen kuğuları ve ördekleri izleyerek içinizin huzurla dolduğunu hissedebilirsiniz.

Parkta ayrıca, açık hava performansları, konserler ve Bölgesel Folklor ve Etnografya Festivali “Muzeini gostyny” (Museum Feasting) gibi olağan sanat etkinlikleri düzenlenmekteymiş. Park Zamkova Caddesinde bulunmaktadır.

Demirci Heykelleri Yolu-Alley of Blacksmith Sculptures

Rivneli demirciler, gerçek aile değerlerinin gerçeküstü tasvirini göstermek için dünyanın dört bir yanından gelen meslektaşları ile birlikte muhteşem heykellerin sıralandığı bir alan oluşturmuşlar.

Bu alan 2012 yılında bir festival düzenlenerek ziyarete açılmış. Sergilenen heykeller Metal Kalp-Metal Heart, “Darynka”, Çocukların At Yarışı-Children’s Horseplay, Hayatın Değerleri-Life Values, İtfaiyeci-Firefighter, Balık Dili-Fish Language, Absürd Tiyatro-Theater of the Absurd, Zodyak Takımyıldızı-Zodiac Constellations adlarını taşımaktadır.

Rivne küçük bir şehir olmasına rağmen iki günlük sürede gezemediğim yerler oldu. Gezginler için önemli diğer yerlerden de bahsederek yazımı tamamlamak isterim.

Dormition Church

Yunan Katolik Dormition Kilisesi; Şu ana kadar değişmeden hayatta kalan kentteki en eski tapınak olması nedeniyle çok değerli kabul ediliyor.

Kehribar Müzesi- Amber Museum

Ukrayna’da iki önemli kehribar kaynağı bulunuyormuş. Bunlardan biri Rivne bölgesinde olduğundan ülkenin ilk ve şimdilik tek olan bu şaşırtıcı taşa adanmış müzesinin Rivne’de açılmış olması şaşırtıcı değildir. Şehrin en sıradışı ve ilginç müzelerinden biri olmasının yanında, en yeni müze tesisleri arasında sayılıyor.

Rivne Hayvanat Bahçesi

Hayvanat Bahçesi, Kiev tarafından Rivne’ye girişte 4,7 hektarlık bir park alanında yer almaktadır. Burada aslan, ayı, zebra, kaplan, maymun, artiodaktiler, kuşlar olmak üzere 180’den fazla hayvan türü ve yaklaşık 700 hayvan yaşıyormuş.

Anıtlar

Dünyada Rivne’den daha fazla anıtı olan az sayıda şehir vardır. Anıtların çok özel anlamları olduğu için isimleri ve yerlerini yazmadan geçemiyorum. Yolunuz düşerse bu ilginç anıtları yakından görebilirsiniz.

Faşistlerden Rivne’nin Kurtulmasının 25. Yıldönümü Anıtı, Mlyniv’ke Karayolu

Faşizm Kurbanları Anıtı, Bila Sokak Meydanı

Alman Faşist İşgalinden Ukrayna’nın Kurtulmasının 30. Yıldönümü Anıtı, Soborna Caddesi

İç Savaş Kahramanı – M.M. Bogomolov, Pershoho Travnja Sokak Meydanı

Partizan M. Strutynska’nın Mezarı’ndaki büstü ve Vatandaş S. Yelentsia ve S. Kotiyev’koho’nun Mezarlarındaki Rölyef, Kniazia Volodymyra Caddesi, Hrabnyk Mezarlığı

Ukrayna Cenneti Anıtı, Magdeburz’koho Prava Plaza Savaşçıların Ortak Mezarı, Soborna Sokağı

Warriors’s Glory Anıtı, Dubenska Caddesi, Rivne Askeri Mezarlığı

Kiev’in Sokağı, Ebedi Zafer Anıtı

Olenko Dundych’in büstü, T.H. Shevchenko Parkı

Taras Şevçenko Anıtı, T.G. Shevchenko Parkı; Nezalezhnosti Plaza Heykeli

Savaşçıların Zaferi Anıtı, Dubenska Caddesi, Rivne Askeri Mezarlığı

Savaşçı ve Partizan Anıtı, Peremohy Plaza

Symon Petliura Anıtı, Symon Petliura Caddesi

N.I. Kuznetsov Heykeli

Yahudi Soykırım Kurbanları Anıtı – toplu mezar alanı

Çernobil felaketinin kurbanları Anıtı, Simon Petliura Caddesi

Holokost kurbanlarının mezarlık ve anıtlarının görülmesi tavsiye ediliyor.

Zafer Tepesi de görülmeye değermiş. II. Dünya Savaşı sırasında öldürülen askerlerin Sovyet dönemi anıtı olan Dikilitaş, büyüklüğü nedeniyle etkileyiciymiş.

Son Söz

Acı öyküler, işgaller, yağmalar, yangınlar yaşanan tarihine rağmen Rivne eşsiz cazibesini korumayı başarabilmiş. Caddelerinde yürürken, tarihi binalarına hayran kalırken ve ilginç atmosferini eski bir kafeden izlerken bunu hissedebiliyorsunuz. Gri ve kasvetli bir Sovyet kentinden renkli, temiz ve geleceğe adım atan bir Ukrayna şehrine dönüşmeye başlamış. Rivne’de yapılacak çok şey olsa da iki gün tüm şehri gezmenize yetecektir. 

Rivne, bölgedeki diğer yerleri keşfetmek için bir üs olarak kullanılabilir. Reklamı çok yapılan Aşk Tüneli arabayla sadece 30 dakika uzaklıkta.Turistlerin çoğunu Rivne’ye getiren nedenlerden biri Klevan’daki Aşk Tüneline gitmektir. Peri masalına benzer şekilde büyümüş, ağaçların gölgelediği demiryolu hattı, bölgede “mutlaka görülmesi gereken” bir yer olarak karşımıza çıkıyor. Maalesef ben Aşk Tüneli görme şansı yaratamadım.

Ukrayna’da bir gezi planlarınızda, Kiev, Lviv, Kharkiv  henüz göremediğim Odessa   mutlaka gezilecek yerler olmalı. Rivne henüz keşfedilmemiş, bakir kalmış ama tarihi küçük bir şehir. Yolunuz oralara düşerse uğrayın ve şehrin tozunu alın!

Şehrin Tarihi

Rivne tarih boyunca çok işgal altında kalıp değişik hükümdarlıkla yönetildiği için tarihini ayrıca yazmak istedim, şehre ilgi duyan ve meraklısına önerilir.

Meraklısına

Rivne topraklarında ilk yerleşim binlerce yıl önce ortaya çıkmıştır. 15 bin yıldan daha önce var oldukları bilinen Cro-Magnon halkının yerleşim kalıntılarına burada rastlanılmış.

13. yüzyılda Ukrayna’nın batısında, Ruthenia Krallığı olarak da bilinen Halych-Volhynia vardır. Ruthenia, günümüzdeki Polonya’nın güney-doğusu, Belarus’un güneyi ve Ukrayna’nın batısındaki topraklar üzerinde genişleyerek büyüdü. 

15. yüzyıldan bu yana Rivne düzenli olarak tarihsel kaynaklarda görülmeye başlandı. Galiçya-Volhynia Savaşları’ndan sonra Galiçya-Volhynia Krallığı’nın bölünmesini takiben Rivne, Litvanya Büyük Dükalığı’nın yönetimine girdi. 1434’de Litvanya Büyük Dükü Švitrigaila, Lutsk asilzadesi Dychko’ya bu yerleşimi verdi. 1461 yılında Dychko yerleşimi Prens Semen Nesvizh’e sattı. 1479’da Semen Nesvizh öldü ve bu yerleşim Rovno’nun prensesi olarak anılan eşi Maria’ya geçti. Maria, 1481’de yerel nehir adalarından birinde bir kale inşa ettirerek yerleşimi prenseslere yaraşır bir hale getirdi. 1492’de bu yerleşim için Magdeburg haklarını Polonya Kralı Casimir IV Jagiellon’dan aldı. 1518’de Maria’nın ölümünün ardından şehir, Ostrog prenslerine teslim edildi ve soyluluk statüsünü de kaybetmesiyle zayıflamaya başladı. 1518’den 1621’e kadar kasaba Prens Ostrogski’ye ait oldu.

1566’da Rovno kenti yeni kurulan Volhynian Voyvodalığı’nın bir parçası oldu. 1569’da Lublin Birliği’ni takiben, Litvanya Büyük Dükalığı bölgesinden Polonya Kraliyetine devredildi. Şehir, soylular tarafından özel olarak tutulan bir statüye sahipti (Ostrogski ve Lubomirski aileleri).

1629 nüfus sayımında, Rivne’de 505 ev ve 3.000’den fazla kişi olduğu kaydedildi. Kiev’de o zamanlar yaklaşık 18.000 kişi vardı. 1651 yazında bölge kendisini Bohdan Khmelnitsky önderliğinde Ukraynalıların kurtuluş mücadelesinin merkezinde buldu. 1667 yılında, Rusya Çarlığı ile Polonya-Litvanya Birliği’nin arasındaki Andrusovo Ateşkesi’nin sonucu olarak, Volhynia topraklarının bir parçası olarak Polonya-Litvanya Birliği’ne katıldı.

1793’te Polonya’nın ikinci bölünmesinin ardından, Rivne, Rus İmparatorluğu’nun bir parçası oldu ve 1797’de, Volhynian Yönetimi burayı ilçe (uyezd) olarak ilan etti. Yani I. Dünya Savaşı’nın başlangıcında, Rivne Rusya’nın bir parçası durumundaydı. Savaş ve onu takip eden kaos ortamı sırasında, şehir kısa bir süreliğine Almanya, Ukrayna, Bolşevik ve Polonya yönetimi altına girdi. 1919’un Nisan ve Mayıs aylarında kısa bir süreliğine Ukrayna Halk Cumhuriyeti’nin geçici başkenti de oldu.

Bir takım anlaşmazlıklar sonucunda 1921’de imzalanan Riga Barış Anlaşmasıyla Polonya’nın (Polonya Volhynian Voyvodalığı) bir parçası oldu. Bu durum II. Dünya Savaşı’na kadar sürdü.

1939’da savaşın başlangıcında, Nazi Almanyası ve Sovyetler Birliği Molotov-Ribbentrop Paktını imzaladılar. Bu bir saldırmazlık antlaşmasıydı ve Polonya da dahil olmak üzere Avrupa’yı kendi aralarında böldüler. Rivne’nin de dahil olduğu Avrupa’nın Doğu tarafı Sovyet Rusya tarafından işgal edildi. Aynı yılın Aralık ayından başlayarak Rivne yeni kurulan Rivne Oblast’ının merkezi oldu.

22 Haziran 1941’de anlaşmayı bozan Almanlar Sovyet topraklarına saldırı başlattılar. Rivne, 28 Haziran tarihinde ele geçirilen ilk şehirler arasında oldu. Nazi Almanyası burayı Reichkommissariat Ukraine’in idari merkezi yaptı. Ama üzücü olan şey Rivne’nin sakinlerinin neredeyse yarısı Yahudiydi. Savaştaki en kanlı toplu cinayetlerden biri burada yaşandı. Yaklaşık 23.000 Yahudi Sosenki çam korusuna götürüldü ve üç gün içinde katledildiler.

Kalan 5.000 Yahudi 1942 Temmuz’unda, Kostopil’in 70 km kuzeyine gönderildiler ve orada öldürüldüler. Bu yere Holocaust sırasında öldürülen Yahudiler anısına 20.000 metrekarelik bir anma kompleksi yapılmıştır.

Sovyet kuvvetleri, 1944’te Rovno Savaşı’ndan sonra kentin kontrolünü yeniden ele geçirdi ve Şehir 1991 yılında Birliğin dağılmasına kadar Sovyet Ukrayna’nın bir parçası olarak kaldı.

Ukrayna Parlamentosu 11 Haziran 1991’de Ukrayna Ortografi kurallarına uygun olarak daha önce “Rovno” olarak kullanılan şehrin adını “Rivne” olarak değiştirdi.

Yorumlarınızı Buraya Yazabilirsiniz