Otobüsle Balkanlar Turu

Turumuz Yunanistan, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Bulgaristan olmak üzere 8 ülkeyi kapsamaktadır. Suya yeşile ve tarihe doyulan bir tur. “Balkan”  kelime anlamı olarak dağlık bölge demek. Bu turda da bir çok dağ, ova ve yeryüzü şekilleri görüyorsunuz. Tahmini olarak 7-8 günde ortalama 1300- 1500 km arası Balkanlarda yolculuk yapıyorsunuz. Hareket İzmir çıkışlı olup gidiş ve dönüş hariçtir. Şehirler arası mesafe denilecek kilometrelerde ülke sınırları geçiyorsunuz. Bunun da nedeni Yugoslavya dağıldıktan sonra bir çok sınır kapısının yakın mesafelerde yer alıyor olması. Tahmini olarak Yunanistan- İpsala sınır kapısından başlayıp Sofya dahil olursa 24 olmazsa 22 sınır kapısından geçiyorsunuz.

Bölge çok yağış alması sebebi ile yeşil ile kaplı. Bunu süsleyen nehirler ve bunların kolları yeşile daha bir güzellik katıp sizi ferahlatıp size adeta terapi yaptırıyor. Bölge nispeten daha az yağmur aldığı dönem olan Mayıs, Haziran ve Ağustos 15’ inden sonra Eylül ve Ekim aylarında seyahat etmek için daha uygun olmaktadır.

Tarihi dokunun hakim olduğu AB üye ülkelerin diğer Balkan ülkelerine nazaran turizmde ve modernlikte fark  attığı açık ara gözlemlenmektedir. Aynı zamanda kapitalizmin, sosyalist dönemden kalma birçok yerde, sahil bölgelerinde bile yüksek inşaatların başlatılması ile doğanın bozulmaya başladığını göreceksiniz.




Kavala

Yunanistan’ın Makedonya tarafında bir liman şehri ve Batı Trakyanın önemli merkezlerinden biridir. Tarihi M.Ö. 600 yıllarına kadar dayanmaktadır. Yunanistan’ın Taşöz Adası’ ndan gelen göçmenler tarafından Neopolis ( Yeni Şehir ) kurulmuştur. Bununla birlikte 1387- 1912 yılları arasında Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında bir çok su kemerleri yapılmıştır. Sizi şehrin girişinde görkemli bir su kemeri karşılamaktadır. Ancak bugün işlevini görmemekte sadece tarihi bir doku olarak yer almaktadır. 

Panagia ise Kavala’ nın keşfedilmesi gereken eski şehridir. Burada sizi İbrahim Paşa Cami karşılar. İbrahim Paşa Cami Kanuni Sultan Süleyman’ ın vezierlerinden Pargalı ( Maktul- Makbul ) İbrahim Paşa tarafından 1530 yılında yaptırılmıştır. Lozan Antlaşmasından sonra 1926-1927 yıllarında kiliseye dönüştürülerek Saint Nikolas adını almıştır. Cami kiliseye çevrilirken mihrab ve minber kaldırılmış ve minaresi yıktırılarak minare kaidesi üzerine çan kulesi yapılmıştır ve bahçe de bulunan Ulu Çınar Ağacı kesilmiştir. Yolumuza devam ederken Arnavut kaldırımlı sokakları size yürüyüşünüzde eşlik eder. Evlerin çiçekli balkonları sizi mest eder. Yol üzerinde 19. y.y. Neo Klasik yapıları, İmarethane’ yi görüp ziyaret edebilirsiniz. Hafif yokuş olan yolun sonunda ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ nın Evi’ ni ziyaret edebilir. Kavala’ da doğan Kavalalı Mehmet Ali Paşa Yunanlılar tarafından çok sevilmektedir. Ve evinin hemen yanına heykeli yaptırılmıştır. Bunun da sebebi bir Osmanlı Paşası olmasına rağmen Osmanlı’ ya karşı tutum sergilemiş ve isyan etmiş olmasıdır. Tarihte de “Mısır Sorunu ve Kavalalı Mehmet Ali Paşa” olarak yer almaktadır. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ nın Evi’ nin hemen yanında Meryem Ana Kilisesi yer almaktadır.

 Kavala Kurabiyesi ile meşhur. Birçok yerden alma imkanınız var.

Selanik

Selanik Yunanistan’ ın ikinci en büyük şehridir. Selanik şehrinin bilinen tarihi 2000 yıldan daha eskidir. Roma, Bizans ve Osmanlı kültürlerinden etkilenmiştir. Şehirde bir çok Romalı, Osmanlı ve Yahudi yapılarına rastlanmaktadır. Şehrin en önemli üniversitesi Aristotales Üniversitesidir. Üniversite aynı zamanda Balkanların en büyük üniversitesitesidir.

Şehir M.Ö. 315 yılında  Makedon kralı Kassander tarafından antik şehir Terma yakınlarında kurulmuştur. M.S. 168 yılında Makedon krallığının yıkılması ile kent Roma Cumhuriyetinde bağımsız olarak  varlığını devam ettirmiştir. Yine bu dönemde Roma ticaret yolları sayesinde önemli bir ticaret merkezi olmuştur. 476 yılında Roma İmparatorluğunun çöküşü ile Doğu Roma İmparatorluğunun büyük ve önemli bir şehri haline gelmiştir. Bu dönemde hristiyanlığın yayılmasında önemli bir merkez olmuştur.

Genel olarak bakıldığında İzmir ili ile benzer yönleri dikkati çekmektedir. İzmir’ in Kordon’ u gibi kıyı boyunca kafeler restaurantlar ve yürüyüş yolları yer almaktadır. Yemek seçeneğiniz çok fazla, Atatürk’ ün evini ziyaret ettikten sonra ana caddeye çıktıktan sonra sol tarafa yürüyün, çok güzel ve uygun fiyatlı sulu yemek yapan bir restaurant göreceksiniz. Denemeye değer lezzetler var. İnsanlar son derece saygılı ve ingilizce olarak rahatlıkla anlaşabiliyorsunuz.

Gezimize Atatürk’ ün Evi’ inden başlıyoruz. Şu an müze olarak kullanılan evde Atatürk’ ün hususi eşyaları, kıyafetleri, mutfak eşyaları, annesi Zübeyda Hanım ve Atatürk’ ün balmumu heykelleri yer almaktadır. Burada Türk yemeklerini rahatlıkla bulabileceğiniz gibi fiyatlarıda son derece uygun.

Görülecekler arasında Kral Konstantin heykeli, Osmanlı dönemi Gümrük Binası, Aristotales Meydanı, Beyaz Kule, B.İskender heykeli, Rotonda, Zafer Takı, Venizelos heykeli, Bedesten, Hamza Bey Cami, Eski Hükümet Konağı, Aziz Dimitri Kilisesi yer almaktadır.

Aristotales Meydanı; 5 Ağustos 1917 yılında Selanik şehrinde çıkan çok büyük bir yangın sonrasında şehrin yeniden planlanması sırasında şehrin tam kalbine yapılmıştır. Bu meydandan geçilerek deniz kenarına ulaşılmakta, meydandan da ve sahil tarafında çeşitli restaurant ve kafelerde şehrin havası nüfuz edilebilmektedir. Burada alışveriş için çeşitli mağazalarda bulunmaktadır. Ayrıca kalmak isteyenler için otel bulma imkanı söz konusudur.

Beyaz Kule; Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılmış olup, bir rivayete göre Mimar Sinan’ ın yaptığı söylenmektedir. 30 metre yüksekliğinde 70 metre çapında olup altı katlıdır. 1912 yılında I.Balkan savaşından sonra Yunanlıların eline geçen kule sembolik bir vaftiz töreni gibi düşünülerek beyaza boyanmıştır. Ancak günümüzde orjinal rengine dönmüştür. Pazartesi günleri hariç saat 08:30- 15:00 arasında ziyarete müze olarak açılmaktadır. Yine Büyük İskender’in heykelini de Beyaz Kule’ yi geçer geçmez görebilirsiniz.

Sinan Paşa- Hortaca Camii / Rotonda; M.S. 306 Roma İmparatorluğu  Galerius Sezar’ ın hükümdarlığı zamanında Zeus Tapınağı olarak yaptırılmıştır. Kilise olarak kullanılan yapı Yemen fatihi Sinan Paşa tarafından 1590- 1591 yıllarında minare, mihrab, minber ilave edilerek Süleyman Hortaca Efendi Camii olarak anılmıştır. Bugün itibari ile minaresinin tepesi olmayıp, Selanik’ te minaresi kalan tek yapıdır. Diğer tüm camilerin minareleri yıkılmıştır. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ ün babası Ali Rıza Efendi’ nin de bu yapının avlusunda defnedildiği bilinmekle birlikte bugün mezar taşlarından hiçbir iz kalmamıştır. Restorasyon işleri devam eden yapıyı müze olarak ziyaret edebiliyorsunuz. Yine bu yapıya sırtınızı döndünüzde karşınızda Zafer Takı görebiliyorsunuz.




Galerius Zafer Takı; daha çok bilinen adıyla Kamara. İranlılara karşı yapılan savaşlarda Selanik’ e zafer ile dönen Roma İmparatoru Sezar Galerius adına M.S.306 yılında yapılmıştır.

Manastır (Bitola) 

Manastır’ da Atatürk’ ün okuduğu Askeri İdadiye ( Askeri Lise ) ziyaret ediyoruz. Atatürk’ ün özel eşyalarını, fotoğraflarını görüp, tanıtım videosunu seyredip savaş yıllarında nelerin yaşandığını hissedip gözyaşlarınızı tutamayacaksınız. Sonrasında Manastır’ ın merkezinde türküsü ile de meşhur havuzu görebilirsiniz. ( Manastırın Ortasında Var Bir Havuz…) Ancak havuz maalesef sudan mahrum kalmış bir yapı olarak boş bir şekilde duruyor. Aynı Manolya Meydanı’ nda Osmanlı’ dan kalan Ordu Evi, Saat Kulesi, İshakiye Camii, Yeni Camii gibi eserleri görebilirsiniz. Şirok sokaktan deniz yönüne doğru giderken sol tarafınızda Atatürk Askeri İdadiye’ ye giderken evinin önünden geçtiği ve platonik bir aşka maruz kalan Eleni’ nin evi yeri almaktadır. Eleni’ nin büyük bir aşk duyduğu bilinmektedir. Türk döneri bile bulabileceğiniz gibi boşnak böreği de yiyebilirsiniz. Ancak dönerdense yerel lezzetleri tercih etmeniz naçizane tavsiye edilir.

Resne 

Manastır’ dan Ohri’ ye doğru olan yol güzergahında 1908 yılında Enver Bey ile dağa çıkan ve II. Abdülahamid’ in meşrutiyeti yeniden ilan etmesiyle sonuçlanan Jön Türk Devriminin öncülerinden Niyazi Bey’ in memeleketi olan Resne’ ye girebilirsiniz. Burada Resneli Niyazi Bey’ in Sarayını ve yolun diğer tarafındaki eski oturduğu evi görebilirsiniz.

Ohri 

Ohri’ ye vardığınızda merkezindeki büyük meydandan sağlı sollu alışveriş yapabileceğiniz dükkanların olduğu caddeyi takip ederek göl kıyısına ulaşabilirsiniz. Göl denemeyecek kadar büyük olmakla birlikte kumsalından göle girilebilmekte ve tekne turları yapılmaktadır.

İncileri ile meşhur olan Ohri’ de çok fazla sayıda inci satışı yapan dükkan hanımlara hitap etmektedir. Ancak inci fiyatları Türkiye’ dekine kıyasla çok pahalı, yine de seçim siz ziyaretçilere kalmış. Tekne turu ise gölün havasını solumak için ideal bir gezi, mutlaka öneririm. Sokaklarında dolaşırken eski Osmankı evlerini de görebilirsiniz.

Diğer taraftan Ohri tarihsel olarak Osmanlıların Balkanlardaki önemli üslerinden biri olmuş ve “ Tanrı cenneti çamurdan yaparken bir parça kopup Ohri’ nin üzerine düşmüş.” Tanımlaması ile ünü bilinmektedir. Ayrıca Unesco Kültür Mirası Listesinde de yer almaktadır. Kiril Alfabesinin yaratıcılarından Aziz Kiril ve Metodi, öğrencileri Aziz Naum ve Klemeus heykelleri yine Ohri Gölü kıyısında yer almaktadır.

Tiran 

Tiran’ a giderken Makedonya- Arnavutluk sınır kapısını geçtikten sonra yol bayunca Shkumbini Nehri’ nin eşsiz manzarası size eşlik ediyor. Arnavutluk başkenti olan Tiran 1614 yılında Süleyman Paşa tarafından imar edilmiş ve 1920’ mde Arnavutluk’ un başkenti olmuştur. 20. Yüzyıl boyunca savaşlara maruz kalması sebebi ile turizmden pek pay alamamış. İskender Bey Meydanına giderken yol üzerinde bazı ağaçların gövdelerine sarılmış insan figürleri ile karşılaşabilirsiniz. Şehir merkezinde restorasyon çalışmaları olmakla birlikte birçok yapıyı yakın yürüyüş mesafelerinde gezip görebiliyorsunuz. Ethem Bey Camii, Tarihi Saat Kulesi, Ulusal Müze, Opera ve Bale Binası, Parlamento ve Başbakanlık Binaları, Cumhurbaşkanlığı Köşkü, İskender  Bey Heykeli bunlar arasındadır.

Çoğumuzun “ Elbasan” kelimesini yemek ismi olarak duymuşuzdur. Arnavutluğa özgü bir yemek olan ve ana vatanı Elbasan’ a kısaca uğrayıp bu yemeği yerinde yemenizi tavsiye ediriz. Güveç kaplarda sunuluyor, ayrıca o doğa harikası yeşillikler  ile beslenen hayvanların sütlerinden yapılmış olan yoğurdu da tatmadan geçip gitmeyin.

Budva 

Arnavutluk- Karadağ sınır kapısını geçtikten sonra Adriyatik kıyıları görünmeye başlıyor. Karadağ sahillerinin en gözde turistik yeri olan Stevi Stefan Adası’ nı yol güzergahı üzerinde görebilirsiniz. Hatta burada bir çok konaklama yeri olup buranın gecesini de yaşayabilirsiniz.

Budva’ ya vardığınızda şehir merkezinde Starti Grad ( eski şehir merkezi ), Kale ve Kale içinde bulunan Aziz Loannis Katolik Kilisesi, Kutsal Üçleme Ortodoks Kilisesi görebilirsiniz. Kale içinde aynı zamanda kalenin dokusuna uygun ototntik dükkanlar alışveriş için sizi beklemekte. Ancak sabah çok erken saatte açık dükkan bulamıyorsunuz.

Kotor

Kotor coğrafi konumu sebebi ile Osmanlılar tarafından tarihte ele geçirilememiştir. Surlar ile çevrili Kotor şehri insanı tarihin içinde hissettirmekte. Surlardan içeri girerken sizi Tarihi Saat Kulesi karşılıyor. Surların içinde tarihi bir yürüyüş yaparken alışveriş imkanı bulabilir, sur içindeki kafelerde dinlenebilirsiniz.

Kotor ve Dubrovnik artık şimdilerde Avrupa sosyetesinin tercih ettiği gözde kıyılar olarak günden güne değer kazanmaktadır.

Dubrovnik 

Kotor’ dan ayrılıp Dubrovnik yönüne giderken Kotor Körfezinin büyüleyici güzelliği eşliğinde Barbaros Hayrettin htarafından alınan tarihi Herceg Novi şehrini görebiliyorsunuz. Karadağ- Hırvatistan sınır kapısını geçtikten sonra eski adı Ragusa olan Dubrovnik şehri sizi surları ve tarihi dokusu ile karşılıyor. Ortaçağdan kalma bu şehirin sokaklarında gezerken kendinizi o yüzyıla aitmiş gibi hissediyorsunuz. Çekimleri İzlanda, Hırvatistan ve Fas’ da yapılan Game Of Thrones ( Taht Oyunları ) dizisinin duygusunu bununla birlikte yaşıyorsunuz. Surların içerisinde Onofrio Çeşmesi, Fransisken Manastırı, 14. y.y. kalma Eczane, Çan Kulesi, Orlando Sütunu, Aziz Blaise Kilisesi, Sponza Sarayı, Rektör Sarayını görebilirsiniz. Denizin güzelliği karşısında burada denize girmemezlik yapmayın. Gençlerin kayalıklardan denize atlayışları ayrı bir seremoni. Burada dolaşırken özellikle şapkasız çıkmayın. Balkanlar turunda en yoğun turist çeşitlilğini burada görüyorsunuz. Dubrovnik’ te dondurma yemeği de sakın unutmayın…

Mostar 

Neretva Nehri üzerinde yer alan 1557 yılında Mimar Sinan’ ın öğrencilerinden Mimar Hayreddin’ in inşa ettiği ancak 1993 yılında Hırvat topçu ateşi ile yıkılan daha sonra 2004 yılında Türkiye’ nin büyük desteği ile orjinaline uygun olarak tekrar yapılmıştır. Mardin’ li ustalar tarafından ve kapanan taş ocağı tekrar açtırılarak yeniden inşa edilebilmiştir. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ ndeki yerini almıştır. Yüzyıllarca nehrin iki ayrı yakasında yaşayan hırvat ve müslümanları bu köprü birleştirmiştir.

Neretva Nehri’ nden 24 metre yükseklikte, 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan köprüde 456 adet kalıp taş kullanılmıştır. Körünün üzerindeki taşlar ise 99 adet olup, Allah’ ın 99 ismini ifade etmektedir. Mostar Köprüsü ve giden yol fazla insanın ziyaret etmesi sebebi ile taşların kayganlaşmasına sebep olmuştur. Burayı ziyaret ederken mutlaka latik, tabanı kaymayan bir ayakkabı tercih etmeniz önerilir.

Her yıl Mostar Köprüsü’ nden Temmuz ayında yerli, yabancı erkekler tarafından cesaret atlayışı gerçekleştirilir.

Köprüyü geçtikten sonra Sultan Selim Mecidi, Koski Mehmet Paşa Camii, Kuyumcular Çarşısı gezip, görülebilecek yerler arasında yer almaktadır. Ara sokaklarda demlenmiş Türk çayıda bulabiliyorsunuz. Ayrıca dondurmalarının da lezzetine diyecek yok.

SarayBosna

Bosna- Hersek’ in başkenti olan şehir iki asır boyunca Balkanlar’ ın kültür başkentliğini de yapmıştır. 1914 yılında Avusturya- Macaristan Veliahdı Arşidük Franz Ferdinand’ ın Sırplar tarafından burada öldürülmesi üzerine Birinci Dünya Savaşı’ nın çıktığı yer olan Saray Bosna halen savaşın izlerini silmek için uğraş vermektedir.

1992-1993 yılları arasında Sırpların Müslüman halka karşı Hollandalılar ile bir olup toplu katliyamlar yapması ve bu soy kırımı red etmeleri mahkemelere konu olmuştur. Bunun için delil bulunması gerektiğinde “MAVİ KELEBEKLER” fark edilmiştir. Bu kelebekler mezarlıklarda toprağın jeolejik yapısının değişmesi sonucu yetişen mezar çiçeklerine doğru akın etmeye başlamışlardır. Yapılan kazılarda 500 den fazla toplu mezar bulunmuştur. Şehre girdiğiniz andan itibaren ve çevresinde toplu mezarlar ve şehitlikler size o vahşeti hatırlatmakta. Bir çok kişi bu katliyamda payını aldığı için burada insanların yüzleri pek gülmüyor. Yani kısacası savaşın yarattığı travma burada çok büyük olmuş. Savaşta bombalanan bazı konutları da aynen bırakmaları ayrı bir dram konusu.

Sehirde yaşayanların din çeşitlilği dolayısı ile Avrupa’ nın Kudüs’ ü sayılmaktadır. Bosna Savaşı’ ında günlerce yanan ve milyonlarca el yazması eserinde yok olduğu Eski Kütüphane, Seher Köprüsü, İnat Evi, Hünkar Camii, Franz Ferdinand’ ın suikastının yaşandığı Latin Köprüsü kısa mesafeli yürüyüşler ile görülebilmektedir.

Ayrıca Eski Şehrin Avusturya bölümünde Katalik Kilisesi, Sonsuz Ateş Anıtı, Sinagog görülebilir. Saraybosna’ nın sembolü olan Başçarşı’ yı da alışveriş için gezip, kafelerinde oturarak keyif yapabilirsiniz.

Belgrad

Sırbistan’ ın başkenti olan şehir Sırpça “beyaz şehir” anlamına gelen Belgrad ismi ile anılmaktadır. Şehir Sava ve Tuna Nehirlerinin birleştiği noktada kurulmuştur. Şehrin merkezinde Parlamento Binası, Eski Saray, Ulusal Müze, Terazi Çeşmesi yer almaktadır. Her biri kısa yürüyüş mesafelerinde yer almaktadır. Daha sonra iki nehrin birleşme noktasına hakim manzarası ile bezeli kalesini gezebilirsiniz. Leopold ve Zidan Kapılarını, Sokullu Mehmet Paşa Çeşmesi’ ni, Damat Ali Paşa Türbesi’ ni, Askeri Açık Hava Müzesini, Fransa’ Ya Şükran Anıtı’ nı görebilirsiniz. Belgrad’ ın Mihailova Caddesi’ nde marka mağazalardan alışveriş yapabilir, cadde üzerindeki cafelerde birşeyler içebilirsiniz. Mağaza fiyatları Türkiye’ ye benzer veya biraz daha pahalı konumda…yine de tercih size kalmış tabi ki…

Belgrad’ı daha detaylı gezmek isterseniz blog yazımızı okuyabilirsiniz. Belgrad Gezi Notları

Üsküp

Yahya Kemal’ in şehri olarak bilinen ve Makedonya’ nın başkenti olan şehir Vardar Nehri’ nin iki yakasına kurulmuştur. Şehrin ana meydan ve bulvarı Üsküp 2014 Projesi kapsamında yapılan bir çok heykel ve yapı ile doludur.

Üsküp Kalesi önünden yürüyüşe başladığınızda; Mustafa Paşa Camii, Sulu Han, Murat Paşa Camii, Çifte Hamam, Eski Türk Çarşısı, Kapan Hanı, Davut Paşa Hamamı, Taş Köprü gibi Osmanlı yapısı eserleri görüyorsunuz. Yine Türk Çarşısı’ nda alışveriş için vakit geçirebilirsiniz.

Ürünlerin hemen hemen hepsi Türkiye’ den geliyor.

Mekadonya Meydanı tarafına geçtiğiniz anda şehrin yapısı hemen modernleşiyor ve daha gelişmiş bir görünüm sergiliyor. Meydan’ da Makedon tarihinin önemli kişilerinin heykelleri yer alıyor. Bunlar arasında; Çar Samuil, Jüstinyen, II. Philip, Kraliçe Olympia, B. İskender Heykeli, Rahibe Teresa Anı Evi’ ni görebilirsiniz.

Buranın meşhur fasulye üzeri köftesini tadabilirsiniz. Akşam da Balkan müziği eşliğinde yemek yemeği tercih edebilirsiniz.

Sofya 

Bulgaristan şehrine adını veren  Ayasofya Kilisesi  ve Bulgaristan’ ın en büyük kilisesi olan altın kubbeli  Aleksander Nevski Katedralini görmeden gitmeyin.

Gezilecek yerler arasında Mimar Sinan’ın eseri olan Koca Mustafa Paşa Camii, Nedelya Kilisesi, Milenyum Anıtı, Banyabaşı Camii, Parlemento ve Rus Kilisesi ve bunlarla birlikte Atatürk’ ün Sofya’ da Askeri Ataşeliği döneminde yeniçeri kıyafeti ile katıldığı kıyafet balosunun yapıldığı eski Ordu Evi’ ni ziyaret edebilirsiniz.

Bulgaristan’ ın Vitoşa Dağı’ nın eteklerinde kurulu olan ve başkent olan Sofya’ nın yine aynı isimle anılan Vitoşa Cadde’ inde yemek yiyebilir ve lüks mağazalardan alışveriş yapabilirsiniz. Ancak fiyatlar biraz yüksek.

Sofya’yı daha detaylı gezmek isterseniz, Sofya Gezi Rehberi 

yazımızı okuyabilirsiniz. 

 

 

 

Bu yazıda amacımız son yıllarda oldukça ilgi gören otobüs ile Balkan ülkeleri turu kapsamında görülen ülkeleri kısaca tanıtmak. Her bir ülkenin tarihi, kültür, doğası, gezilecek yerleri çok zengin ve farklı. Bu geziyi tüm coğrafyayı bütün olarak ve hızlı görebileceğiniz bir gezi diye düşünmek uygun olur. Aynı bölgede seçtiğiniz ülkelerde daha uzun zaman geçirmek daha keyifli olabilir. Biz tekrar fırsat yaratarak özellikle Dubrovnik, Budva, Ohri ve Kotor’da daha uzun sürede araba ile dolaşmayı programımıza aldık.

Açıkçası bir keyif turu olmaktan ziyade sürekli yolculuk yaptığınız her gün başka bir ülkede konakladığınız için biraz zahmetli oluyor. Her gün en az 3-4 saat otobüs yolculuğu yapılıyor. Kendi aracınız ile konfor biraz daha fazla olabilir ancak rehberlik anlamında ön çalışma yapıp kendi kendinizin rehberi olmanız gerekecektir.

 

Yorumlarınızı Buraya Yazabilirsiniz