Moskova Gezi Rehberi – Muhteşem Moskova

Moskova görkemli mağrur bir şehir. Her köşesinde haşmetli, gotik, klasik bir çok kilise, katedral, saray, heykel, köprü görünmektedir. Geniş ve temiz sokakları, müzeleri, dünyanın en güzel  sanat eseri şeklinde yapılmış metro istasyonları şehre gelenleri hemen etkilemektedir. İsmini içinden geçen Moskova Nehrinden almaktadır.


Moskova Rusya Federasyonunun başkenti. Şehir merkez nüfusu 13 milyon civarında. Avrupa’da İstanbul’dan sonra en kalabalık nüfusa sahip şehir. Moskova Ekim Devrimi sonrası 1918 de başkent ilan edilmiş bugün Rusya’nın siyasi ve finansal merkezidir. Dünyanın  pahalı şehirleri arasındadır.

Ulaşım
Moskova gezisini İstanbul’da yaşayan iki arkadaşım ile planladık ve uygun fiyatlı uçak biletimizi altı ay önceden aldık 

İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’ndan uçağımız saat 11.50 de kalktı. Moskova’da birden çok havaalanı bulunmaktadır. Bizim uçağımız  Domodedova Havaalanı’na saat 15.30 da indi. Otelimizi merkezde ayırtmıştık.

Hava alanından merkeze Aeroexpress tren veya otobüs ile ulaşmak mümkün. Üç kişi olunca taksi ile ulaşım maliyeti de yüksek olmamaktadır. Havaalanında dışarıya çıkmadan taksi için bir banko bulunmakta, oraya başvurunca gideceğiniz yere göre fiyatı hesaplayıp  taksiyi çağırıyorlar. Taksiye 1650 ruble ödedik. Neşeli ve sıcak kanlı taksi şöförü yol boyunca güzel Rus müzikleri çaldı, İngilizce bilmemesine rağmen beden dili ile yolda Moskova’yı tanıtmaya çabaladı.

Konaklama

Moskova’da Tverskaya Caddesi No: 8 de Amelia Aparts’ta yer ayırtmıştık. Gezilerimizde konaklayacak yer için  temel kriterimiz, merkezi bir yerde uygun fiyatlı olmasıdır.  Taksi şöforü bizi o caddeye getirince gözlerimize inanamadık çünkü Tverskaya Caddesi’nin  Moskova’nın en ünlü ve zengin caddesi olduğunu biliyorduk. Numaralar bloklara veriliyor binalar büyük, temiz, hoş görünüyordu. Taksi şoförü 8 numara yazısını görünce bizi  arabadan indirdi, biz blogun köşesine doğru yürüyerek binanın  girişini bulmaya çalıştık. Bu arada 2 gün önce 18 derece olan hava sıcaklığı 2 dereceye inmişti.  Bu soğuk havada köşede bekleyen  bir genç “siz Türkiye’den mi geliyorsunuz, sizi bekliyordum” deyince şaşırdık. Apartın  sahibi imiş. Booking com dan bir gün önce aparta tahmini ulaşım saatimizi sormuşlardı. Böyle bir sorunun ne amaçla sorulduğunu anlamış olduk. Ev sahibi olmasa daireyi bulmamız pek mümkün görünmüyordu. Ev sahibi bizi blogun arkasına geçirdi binanın ön yüzü çok bakımlı iken arka tarafı o kadar lüks görünmüyordu, giriş kapısı arka taraftaydı. Rusların yaşadığı  apartmanın bir dairesiydi. Eski ama temiz daire, iki oda mutfak ve banyodan oluşuyordu. İki odada televizyon, mutfakta tüm ihtiyaçlarımızı karşılamaya uygun teçhizat ve internet bağlantımız vardı. Apart için dört gece üç kişi toplam 20.000 Ruble ödedik. Moskova’da otel fiyatları yüksek olduğundan böylesine  merkezi bir apart için ödediğimiz rakam oldukça makul bir fiyattı.

Kızıl Meydan Gece Görüntüsü

Hemen Kızıl Meydan’ın gece görüntüsünü görmek istedik. Kısa bir yürüyüş ile   Diriliş Kapısı’ndan geçerek Kızıl Meydana girdik. Meydana hayranlıkla bakakaldık, sanki masal diyarına gelmiştik. Bir taraftan da kar yağıyordu.

Kızıl Meydan Moskova’nın tarihi boyunca ve günümüzde en ünlü meydanıdır. Gösteriler, mitingler, törenler, tarihteki idamlar bu meydanda yapılmıştır. Meydan ismini Rusça kızıl anlamında olan krasnaya sözcüğünden almaktadır. Bu kelimenin aynı anda güzel anlamına geldiğinin aslında güzel meydan olarak isimlendirildiği belirtilmektedir. Meydan 15.yy da Kremlin duvarları yapıldıktan sonra düzenlenmiştir. Kızıl Meydan Unesco Dünya Mirasları listesinde yer almaktadır.  

Sağ tarafta kırmızı renkli Tarih Müzesi, solda mavi pembe renkli Kazan Kilisesi, onun yanında kocaman tarihi bina tamamen ışıklandırılmıştı. Gum Alışveriş Merkezi, tam karşıda Moskova’nın simgesi  rengarenk Aziz Basil Kilisesi, Kilisenin sağ tarafında meşhur Kremlin Sarayının duvarları ve Lenin Mozolesi yer almakta idi. Meydanın gece görüntüsü nefes kesici idi. Işıl ışıl ve meydanın en büyük tarihi binası   Gum Alışverişi Merkezi, 125 yıl önce yapımına başlanmış, üç yılda yapımı tamamlanmış, Neo Rus tarzı bir yapı. Tavanları cam, çelik ve taştan yapılmış, iç içe geçmiş galerilerde dünyanın ünlü markalarının dükkanları yer almaktaydı Kızıl Meydan’a  çıkan kapısında sol alt yer alan ‘tarihi tuvalet’ ise dünya’da bir alışveriş merkezinde görülebilecek en güzel tuvalet. Tarihi dekorasyonu, içinde çalan Rus müziği ve temizliği nedeni ile diğer tuvaletlere göre yüksek bir ücret ödense bile görmeye değer bir yer.

İlk Gece Yemek

Tverskaya caddesinin Moskova’nın en lüks caddesi olduğunu belirtmiştim.  İlk gece bu caddede bir restoranda oturmak istedik, geri dönüş yolunda bir suşi restoran gördük. Hemen oraya girdik, temiz, hem şık hem sade bir restoran idi. Çok lezzetli suşiler yedik. İlk gece Moskova’da japon suşisi yemek ilginç ama Rus yemeklerini tatmak için zamanımız olduğunu düşünüp susiyi tercih ettik.. Votka ve suşi Rusların favorileri arasında yer alıyormuş.

Kremlin Sarayı, Aziz Basil Kilisesi
Güne Moskova’da uyanmanın keyfi ile hemen hazırlanıp öncelikle Kızıl Meydan’ı gündüz ve detaylı gezmek için yola çıktık.
Tüm günümüzü geçireceğimiz Kızıl Meydan’ın girişinden başlayalım gezimize.
Kızıl Meydan’da her ülkeden çok sayıda turist vardı. Kar yağmaya devam ediyordu. Meydanda önce Aziz Basil Kilisesi’ni ziyaret ettik. Binanın dışı çok renkli ve çekici idi, kilisenin önünde bol miktarda  resim çektik. Sonra kilisenin içini detaylı gezdik. Dışarıya çıktığımızda kar yağışı tipiye dönüşmüştü, zor yürüyorduk, buna rağmen Kremlin müzesine doğru keşfimiz devam etti. İzmir’den 23 dereceli parlak güneşli günde ayrılıp ertesi gün, Moskova’da kar görmek bizi çok keyiflendirdi.
Aziz Basil  Kilisesi: Kızıl Meydanın güney kanadında yer alıyor. Sadece Kızıl Meydan’ın değil Moskova’nın simgesi gibidir. Her biri ayrı yükseklikte 8 kule ve içerisinde 11 bölümden oluşmaktadır. III İvan, Rusların deyimi ile Büyük İvan veya tarihteki adı ile Korkunç İvan 15.yy da Rusya’yı Kazak ve Mogol işgalinden kurtarmanın anısına bir katedral yaptırmak ister. Katedrali İtalyan Mimar Barma tasarlar. III. İvan kilisenin bitiminde çok beğenir ve dünyanın başka köşesinde benzer bir yapı olmasın diye mimarın gözlerini oydurur. 1555-1561 yılları arasında inşa edilmiştir. Katedralin sekiz kulesinin herbiri başka bir zaferi ifade etmektedir. En yüksek bina altın kaplamalı, yapıldığı tarihte tüm kulelerin altın kaplı olduğu, 1670 yılında diğer kulelerin boyandığı belirtilmektedir.  Katedral müze olarak hizmet vermektedir, giriş ücreti 100 Rubledir.
Kremlin Sarayı: Kremlin Sarayı’nın merkezi Katedral Meydanı şehrin en önemli tarihi meydanıdır. Ortaçağ sanatçılarının en önemli eserlerini kapsayan ve hala korunan bir meydandır. Meydanda yer alan kiliselerden ‘Meryemin Göge Yükşeliş Kilisesi’ kraliyet ailesine ait sanat eserleri yer almaktadır. ‘Bildiri Kilisesinde’  Büyük İvan’ın tacı sergilenmektedir.
Kremlin içinde yer alan hazine bölümü tarihi değerli parçalar bulunmaktadır. Çarın hazineleri, Çarın tören kıyafetleri, silahlar,  açık arabaları, atlarda kullanılan aksesuarlar, Ortodoks Rus Kiliselerinin din adamlarının kıyafetleri, sanatçıların altın ve gümüş çalışmaları ve diğer ülkelerden hediyeler. 4.yy dan 20 yy a kadar döneme ilişkin çok değerli dört binden fazla parçanın sergilendiği müze görülmesi gereken bir bölümdür.
Bazı turlarda Kremlin bahçelerindeki kiliseler gezilirken hazine bölümü bilet almanın zor olacağı belirtilerek o bölüm gezilememektedir. Bu bölümün biletlerini internet almak mümkündür. Ayrıca her saat içeriye girilememektedir. 10.00, 12.00, 14.30 ve 16.30 da turlar başlamaktadır. Büyük İvan  Çan Kulesine de girişler saat başı olmaktadır. Bu arada Çar Çanından söz etmek gerekiyor.
Çar Çanı: Dünyanın en büyük çanı, 202 ton ve 6,14 metre yüksekliğinde, 6,6 metre genişliğindedir. Çar çanı çan kulesinin içinde değil yanında yer almaktadır. Bu çan hiç çalmamıştır. 1787 yılında çan tamamlandıktan sonra çıkan yangında demirden yapılan çan yangın ve hava koşulları nedeni ile bir parçası kopmuştur.
Kremlin Sarayı Perşembe  dışında her gün  açık. Bilet fiyatları gezilecek yere göre değişmekte.
Kremlin Sarayı bahçesi ve katedraller meydanı: 500 Ruble
Hazine Bölümü  (Armory Chamber) 700 Ruble
Büyük Çan Kulesi : 250 Ruble, 
Bilet satış bölümünde camda dört ayrı tur ve  ayrı fiyatı vardı. Bilet satan kişiye farklılıkları sorduğumuzda İngilizce bilmediği için açıklama yapamadı. O arada bilet alan bir Rus  bize yardımcı oldu.

Bir bilet Kremlin sarayının bahçesi ve kiliseleri gezmek için, diğer bilet hazine bölümünü gezmek için, birisi sadece elmas bölümü için sonuncusu da Ivan Çanına çıkmak için, bu arada çanın restorasyon nedeni ile kapalı olduğunu öğrendik. Kremlin Sarayı’nın bahçesi, kiliseleri ve hazine bölümü biletlerini aldık. Bu arada bir noktayı belirtmem gerek bahçe ve kiliseler biletleri her saat alınabilirken, hazine bölümü biletleri belirli saatte satılıyor. Bizim bulunduğumuz saatlerde saat 14.30 hazine bileti satılacak diye yazılmıştı o bileti almak için gişe önünde 20 dakika beklemek zorunda kaldık.

Bizim için hazine bölümü (Armoury Chamber) de çok ilgi çekici idi. İlk kez bir müzede kralların ve kraliçelerin bindiği açık arabaları (carriages) yakından gördük. Filmlerden tanıdığımız  o açık arabaların ne kadar ihtişamlı olduğunu görmek etkileyici idi. Biz Türkler için ilginç bir bölüm de Osmanlıların gönderdiği hediyelerdi. Küçük Kaynarca anlaşması sonrasında Sultan I.Abdülhamit ve  Sultan III. Selimin gönderdiği değerli hediyeler arasında örtüler, kılıç, kalkan, at üzengileri, taşlarla ve kıymetli metaller ile süslenmişlerdi. Ayrıca çok gösterişli kostümler yer almakta idi.

Tüm günümüzü Moskova’nın bu muhteşem meydanında geçirmiştik. Akşam yemeğinde sıra Moskova’nın özel yemekleri arasında olan Borç çorbasını denemeye gelmişti. Borç çorbası bildiğimiz lahana çorbası ancak rengi kırmızıya çalıyordu. Rengini görünce içerisinde bizim salatalarda kullandığımız kırmızı lahanayı mı kullanıyorlar diye düşünmüştüm. Akşam internette araştırınca kırmızılığın içine konan kırmızı pancardan kaynaklandığını anladım.
Arbat Caddesi, Bolşoy Tiyatrosu ve Tarih Müzesi
Üçüncü günümüze Moskova’da ünlü ve turistik  Arbat caddesi gezisi ile başlamak istedik.

Arbat Caddesi geniş, ferah, hediyelik eşya dükkanları ve kafelerin olduğu bir cadde. Sabahın erken saati olması  ve soğuk nedeniyle sokakta fazla kişi yoktu. Caddede birkaç hediyelik eşya dükkanına uğrayıp bir baştan bir başa yürüdük. Caddenin sonundan taksiye binip Bolşoy Tiyatrosu’na gittik. 

Bolsoy Tiyatrosunda bir bale veya opera izlemek, gezimizi planlarken mutlaka yapılacaklar listesimize alınmıştı. Biletler üç ay önce satışa çıkıyordu ancak  bizim daha erken bilet alma şansımız olmadığı için kapıda karaborsa satıcılardan bileti almak zorunda idik. Hem öğlen hem de akşam Giselle Balesi gösterisi bulunuyordu. Biz öğlen için üç bilet aldık. Hayallerimizden birini gerçekleştirmiştik. Dünyanın en ünlü  Dünyanın en ünlü opera bale ve klasik müzik salonlarından birinde en ünlü balelerden birini izleme şansına kavuşmuştuk. Bu arada iki arkadaşım sahneyi güzel gören koltuklardan bale izlerken, ben en kenarda ve ayakta izlemek zorunda kalmıştım. Her ne olursa olsun harika bir gösteri idi. Bu arada bu kadar kötü bir yerde izlemek zorunda kaldığım için bilet paramın bir bölümünü geri aldım. Hiç olacak bir şey gibi gelmiyor değil mi? Bu anım ayrı bir yazı konusu okumak isterseniz. 

Bolşoy’da gösteri sonrası bilet parasını geri alan izleyici tıklayınız


Öğleden sonra Tarih Müzesi’ne gideceğimiz için Kızıl Meydanda yer alan  binaya doğru yürümeye başladık. Tam Kızıl Meydanın girişinde Diriliş kapısının önünde kalabalık ve festival havası vardı. Ortada büyük bir masa üzerinde yiyecekler, küçük sevimli kulubelerde hediyelik eşyalar ve yemekler vardı. Ortada büyük bir pastanın önünde herkes pasta alıyordu ve para ödemiyordu. İzmir’de lokma dağıtılması  gibi parasız mı dağıtıyorlar acaba diye düşündük. Zehra pastaya doğru yöneldi.  Biraz sonra elinde üç tabak  pasta ile döndü gerçekten parasız dağıtıyorlarmış. Hava bir gün önceki gibi soğuk ve karlı değildi, hatta hoş bir güneş vardı dışarıya masalar kurmuşlardı. Bir büfede satılan pilav ve et  alıp kahve yemek ve tatlımızı yedik. Sonra günün özelliğini bir Rus’a sorduk. Bugünün Kazaklar için özel bir gün olduğunu o nedenle böyle bir şenlik olduğunu söyledi. Bizde birkaç hediyelik eşya aldık ve bu güzel şenliği paylaştık.
Öğleden sonra programımızda Tarih Müzesi yer alıyordu.
Tarih  Müzesi: Kızıl Meydanın Diriliş kapısından girişinde sağ tarafta kuzey yönünde yer alan Tarih Müzesi kırmızı etkileyici bir bina. Müze 1872 yılında kurulmuş. Müzede tarih öncesi çağdan günümüz Rusyası’na kadar sayısı milyona ulaşmış değeri ölçülemeyen eserler bulunmakta. Soyluların  özel antika kolleksiyonları içinde birkaç oda ayrılmıştır. 
Lenin Mozolesi- Nazım Hikmet Mezarı-  Puşkin Müzesi- Metro Turu
Güne Lenin mozolesi  ile başladık. Kızıl meydanda Lenin mozolesi dışarıdan görünüyor, içeriyi ayrıca ziyaret etmek gerekiyor.

Mozolenin önünde  turistlerin yanı sıra çok sayıda  Rus  uzun kuyrukta bekliyordu. Kuyruk hızla ilerliyordu çünkü tek sıra halinde Mozoleye giriyorsunuz hiç durmadan ilerliyorsunuz. Mozolenin içerisi loş bir ışıkla aydınlatılmıştı, Lenin gösterişli bir sandığın içerisinde kırmızı örtülerin ortasında mumyalanmış vücudu ile canlı gibi yatıyordu. Çok etkileyici güzel bir sunum idi. Dünyanın değişik ülkelerinde ülke kahramanlarının mozolelerini ziyaret etmiştim, ancak Lenin’in vücudu benim için çok etkileyici bir görüntü idi.


Lenin mozolesinden sonra sırada Nazım Hikmet mezarı vardı. Novodovic Manastırı ve Novodovic Mezarlığı‘nın olduğu bölgeye nasıl ulaşacağımızı internetten araştırdık. Sportivnaka metro durağında inip sağa doğru 6-7 dakikalık yürüyüş ile kolay ulaştık. Nazım Hikmet ve birçok ünlü sanatçı ve düşünürün mezarının yer aldığı mezarlık heykel açık hava müzesi gibi idi. Nazım Hikmet’in güzel heykelinin  tam önünde sevgilisi Verasının mezarı bulunmaktadır. 

Mezarda Nazımın mezarında başka mezarlara göre çok sayıda taze çiçek ve anlamlı notlar gördüm. Yani çok sayıda Türkün mezarı ziyaret edip çiçek bırakması çok duygulandırıcı. Ne mutlu Nazım’a memleketinde yatamıyor ama onu seven Türkler ziyaretini ve çiçeğini eksik etmiyor. Bir daha gitme şansım olursa taze çiçek götürmeyi unutmayacağım.

Nazımın Mezarı sonrası metro ile Puşkin müzesine geldik.
Puskin Müzesi: Puskin Müzesi Moskova’da Avrupa sanat eserlerinin sergilendiği en büyük müzedir. Müze aslında Rus İmporatoru III. Alexsander adına Devlet Güzel Sanatlar Müzesi olarak yapılmış, 1937 yılında Puskin’in 100 ölüm yıl dönümünde onun adı verilmiştir. Müzenin yapımına 1898 tarihinde başlanmış ve 1912 de tamamlanmıştır. Müzede Antik  Mısır, Roma, Yunan ve Avrupalı ressamların orijinal eserleri olduğu gibi, dünyanın ünlü Yunan ve Roma heykellerinin kopyaları da bulunmaktadır. Türkiye’den kaçırılan Truva hazineleri de burada sergilenmektedir.
 
Pazar günü saat 14.00 te müzeye ulaştık. Müzenin önünde dışarıya sokağa uzamış çok uzun bir kuyruk vardı. Kuyrukta pek turist yok, daha çok Moskovalılar çocukları ile bekliyordu. Bu kuyrukta sabırlı ve sebatkar Rus halkını tanımış olduk. Çok sayıda 6 yaştan başlayan çocuklar aileleri ile bir Pazar günü 0 derece havada sabır ile kuyruk bekliyorlardı. Kuyruk yavaş ilerliyordu ve tam iki saat kuyrukta bekledik. Moskova’da beni en çok etkileyen görüntülerden birisi ailelerin çocukları ile bu soğukta kuyrukta iki saat beklemeleri ve müzenin içerisindeki görüntü idi. İçeriye girdiğimizde aslında müzenin çok kalabalık olmadığını, ferah ve rahat gezilebildiğini, çocukların bir heykelin veya resmin karşısına geçip yerde oturarak resim yaptıklarını görmek, sanat, kültür eğitiminin  nasıl verilmesi gerektiğinin anlamamızı sağladı. Bizde  nerede ise son 10 yıldır aileler Pazar günlerini her yaştaki çocuklarını alıp alışveriş merkezlerinde geçirmekteler. 
 
Gün sonunda sıra  Metro turuna geldi. Moskova’da 200 den fazla metro istasyonu var. Özel dekore edilen Metro İstasyonları asıl olarak ortadaki kahverengi renkli  metro hattında yer almaktadır.  Mutlaka görülmesi gereken 12 istasyon bulunmaktadır.

Dönüşte hattımızı bulup her özel metro istasyonunda inip,  gezip, eserleri inceleyip fotoğrafları çektik. En az zorlayan etap bu oldu, biraz dinlenme fırsatı bulduk. Otelimize yakın durakta inip yürüdük.  Moskova gezinizde bu 12 istasyonu gezmeyi unutmayın. Tam bir sanat galerileri turu olacaktır.
Moskova’da Ne Alınır
Havyar, Votka, Peynir, Balık Fümeler, Sigara, Matruşka
Son Söz

Moskova  gezimiz başlıktaki anlamı gibi muhteşem geçti. Moskova bugüne kadar gezdiğim şehirler arasında beni etkileyen bir şehir.

Moskova sokakları çok temiz,  sokakta sigara içen sayısı çok değil. Caddelerde büyük çöp kutusu göremiyorsunuz. Nerede ise iki gün yerde sigara izmariti görmemiştik, bir alt geçidin önünde yerde izmarit gördük o arada bir turist sigara izmaritini yere attı, o anda ortaya çıkan bir Rus polis turistin sigarasını yerden aldırtıp yanda küçük bir çöp kutusuna atmasını sağladı.

İkinci gün otelimize dönerken bir marketten bir şeyler almak istedik. Caddede sigara satan bir  dükkana sorduk bize blok numarası ile güzelce tarif etti. Ancak o blogun önünden birkaç kez geçmemize rağmen göremedik, sonunda tekrar bir gence sorduk, o da Türkçe bilen bir Özbek çıktı ve bizimle marketin önüne gelip gösterdi biz hala anlayamamıştık. Market kafe ve eczane şeklinde görünüyordu. Çünkü süpermarket alt katta imiş. Yani sistem hala tüketim mallarını çok gösterişli bir şekilde sunmaya çaba göstermiyor. Diğer bir değişle tüketimi körüklemek için çaba sarfetmiyorlar. Ya da asıl gelir kaynakları turizm gelirlerinden çok petrol ve doğal gaza dayandığı için turizm sektörüne ayrıca ağırlık verilmiyor diye düşünülebilir.

Rusya’da sigara çok ucuz. Türkiye’deki fiyatın yarısına istediğiniz sigarayı alıyorsunuz. Bu kez dönüşte hava alanından sigara almak yerine sigaralarımızı Moskova’dan aldık.

Moskova halkı sessiz, sakin ve turistlere mesafeli davranış gösteriyorlar diye düşünüyorum. Henüz turiste ilgi gösterip, mal satma çabasında değiller. Orta yaşın üzerinde İngilizce bilen az kişiye rastlıyorsunuz. Çok içe kapanık bir toplum, turiste alışkın değiller belli ki.

Kril Alfabesi kullandıkları için kendi başına dolaşmak Latin alfabesi kullanan diğer ülkelerde dolaşmak kadar kolay olmuyor.
 
 
 

 

 

 

 

One thought on “Moskova Gezi Rehberi – Muhteşem Moskova

  • 25/12/2015 at 22:59
    Permalink

    Tülay Yücel gezmek görmek yeni insanlar tanımak yaşamın tadını artıran eylemler. Umarım bu faaliyetlerine destek olacak sponsorlar ortaya çıkıp seni desteklerler.

    Reply

Yorumlarınızı Buraya Yazabilirsiniz