Myanmar Gezi Rehberi: Mistik Myanmar; El Değmemiş Ülke

Myanmar (Burma/Birmanya) özel bir ülke. Güneydoğu Asya’nın 1962 yılına kadar en zengin ülkelerinden biri iken bugün sanki 1962 yılında kalmış bir ülke. Son yıllara kadar dışarıya kapalı bir ülke, son dört yılda ülkeye gelen turistler için çekici bir ülke.

Myanmar Hakkında Genel Bilgi
Myanmar Güney Doğu Asya’da yer almaktadır. Komşuları kuzeyde Hindistan, Bengaldeş, Kuzeydoğu’da Çin, Güneydoğu’da Tayland ve Laos bulunmaktadır. 
 
 
Ülkenin yüzölçümü 678.500 km kare,
Nüfus::(2012 yılı sayımı) 61  milyon
Dil: Burmaca
Din: Halkın % 89’u Budist, % 4’ü Hristiyan, % 4’ü Müslüman 
Yönetim Şekli:: Başkanlık Sistemi
Ülke 1948 yılına kadar İngiltere’nin kolonisi iken, 1948 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur.
Para Birimi: Kyat.(Çet diye okunuyor)
Parasının Değeri: Ocak / 2016 yılında ülkede bulunduğumuz tarihteki kur.
1 $ = 1.300 Kyat 
1 TL= 435 Kyat

Gezi notlarımda bir çok fiyatı Kyat cinsinden verdim. Bazıları dolar olarak yer alıyor. Ülkeye gezmek isteyenler bu kurdan kyat fiyatlarını kura bölerek hesaplayabilirler. Myanmar’da ülke parası kullanılıyor. Ancak dikkat etmeniz gereken en önemli nokta, doları bozdururken parada en ufak bir kıvrık olmaması gerekiyor. Doları ellerine alıp dikkatle inceliyorlar beğenmezlerse geri veriyorlar. Yanınızda çok miktarda dolarınızı bozduramayıp parasız kalabilirsiniz. Paranız ABD de yeni basılmış ve ilk kullanan sizmişsiniz gibi olmak zorunda. Biz arkadaşımız Hale sayesinde rahat para bozdurdu. Elimizdeki dolarları Hale’nin elindeki dolarlar ile değiştirip temiz dolar sahibi olduk. Böyle bir durum ile ilk kez bir ülkede karşılaştık.
 
İklim: Myanmar’a gezi için en uygun aylar Kasım-Şubat arası. Uzakdoğu’da  dört mevsim değil, üç mevsim var. Kasım Şubat ayları arasında hava fazla sıcak değil, fazla yağmur yağmıyor, rahat gezilebiliyor. Mart Mayıs arasında yüksek sıcaklık ve nem gezmeyi zorlaştırıyor. Mayıs ortasından Kasım ayına kadar yağmurlu, en fazla yağmur olan aylar Temmuz-Eylül arasındadır. Uzakdoğu’yu gezerken bu üç mevsime dikkat edip ona göre planlamak gerekiyor. 
 
Kişi Başına Düşen Milli Gelir: Myanmar’da kişi başına düşen milli gelir 3.590  dolar* ile dünyanın fakir ülkeleri arasında yer almaktadır. Ülke doğal kaynakları açısından zengin ve 1962 yılına kadar bölgenin zengin ülkeleri  arasında iken 1962 yılında başa gelen askeri cunta ile ülkede fakirlik düzeyi artmıştır. Ülkedeki cunta rejimi daha sonra şekil değiştirmiş, ülkede seçimler yapılmış ancak demokratikleşme sağlanamamıştır. Ülkenin demokratikleşme ve insan hakları ihlalleri ve gözaltılar nedeni ile uzun yıllar ABD ve Avrupa Birliği tarafından amborga ve boykot uygulanmıştır. 2012 yılından itibaren bu amborgalar kaldırılmış. Hükümetin  ülkeye  şu anda daha çok yabancı sermaye çekme, turizm gelirlerini arttırma çabaları görünmektedir.  
 
* Milli  Gelir Rakamı Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı İhracat Bilgi Platformu Sayfasından alınmıştır. Başka bir çok kaynakta 2006 rakamı olarak 1900 dolar görünmektedir.
 
Ülkenin gelir düzeyinin, ücretlerin düşük olması ile, turist olarak gidenler için ülke ucuz olmaktadır. Aslında hükümetin bazı konularda yabancılara yüksek ücret uygulamasına, gezilen tarihi yerlerde giriş ücreti almasına rağmen yine de Myanmar’da birçok gelişmiş ülkeye göre  daha düşük maliyet ile  gezmek mümkün olmaktadır.    

Niçin Myanmar


 
Myanmar’a iki yıl önce çalışmak üzere giden  arkadaşım Hale benim gezgin ruhumu bildiği için, Tülay buraya gelmelisin, el değmemiş bizim ülkemize göre 50 yıl öncesinde yaşayan bir ülke demişti.Hale’nin değerlendirmesini dikkate alıp öncelikle Myanmar’ı programa aldık  Bir ülkenin çok gelişmiş, sanayileşmiş, globalleşmiş olması benim için görülmesi gereken ülkeler   arasından çıkartılmasına neden oluyor. Ülke ne kadar az gelişmiş, kapalı ve yerel özelliklerini korumuş ise benim için özel bir yere sahip oluyor. Myanmar tam böyle bir ülke.

Myanmar vizesini Bangkok’tan aldık. Myanmar elçiliğinde iki fotoğraf ile bir form doldurduk. Üç gün sonra alabilmek için 810 Baht ödedik. Daha erken almak için daha yüksek bir fiyat ödemeniz gerekmekte.

Myanmar’ın  Yangon şehrine  Bangkok’tan Nok Air  ile uçtuk. Uçuş bir saat sürüyor. Yangon’un yeni yapılmış temiz bir havaalanı var. Yabancılar için ayrı pasaport kontrol noktaları ayırmışlar. Ülkeye giren yabancı sayısı Tayland kadar fazla olmadığı için az sıra bekleniyor. Havaalanında duvarda yer alan resim çok güzel.

 
Hava alanından istediğiniz yere  taksi ile gidebiliyorsunuz. .Toplu taşım aracı yok.  Daha doğrusu Yangon’da her yerde taksi kullanmanız gerekiyor. Caddelerde çok az sayıda eski otobüsler gördük. Taksi fiyatı ucuz ancak taksimetre yok ve mutlaka yüksek fiyat söylüyorlar sıkı pazarlık yapmanız şart.

 

Yangon’da mutlaka görüşmesi gereken ve en önemli yer Shwedagon Paga, dünyanın en özel dini tapınaklarından birisidir. Altın tapınak 100 metre yükseklikte,  32 ton altından yapılmış, çok geniş bir alandan görünebilen bir tapınak.  Bu payodaya  giriş ücreti 8000 kyat.


Aileler çoluk çocuk, sevgililer, arkadaşlar burada buluşup zaman’larını burada geçiriyorlarmış. Yukarıdaki resimde bir Myanmar’lı Buda heykellerinin yanında uyuyor.

İlk günümüzde yarım günü bu etkileyici Pagoda da geçirdik.


Akşam üzeri ise şehrin içindeki Inya gölü kıyısında yelken klübünde Hale’nin okuldan arkadaşları ile oturduk. Yangon’da yaşayan yabancılar akşam üzeri güneş batışını izlemek, yemek içmek sohbet etmek üzere buraya gelmişlerdi. Biz de Yangon’da yaşayanlar gibi Güneş’in batışını seyrettik ve sonra bir Japon restoranda suşi yemeğe gittik.
 

İkinci gün sabah Hint günü etkinliğine katıldık. İngiliz sömürge döneminden kalan çok büyük bir evin geniş yeşil bahçesinde Hint yemekleri ve otantik eşyaları olan tezgahlar yer alıyordu. Değişik Hint yemeklerini tattık, çimlerin üzerinde oturduk ve Hint yılan dansı seyrettik.

 

Öğleden sonraki program ise tüm dünyada bilinen Hash House Harriers gezi grubunun etkinliğine katılmak idi. Bu grup dünyanın her yerinde cumartesi günleri isteyenlerin katıldığı bir program yapıyor. Katılımcılar o şehrin belirli bir yerinde buluşuyor önceden açıklanmayan bir yere yürüyüş ve koşu programı yapılıyor. Katılmak için 5000 kyat ödedik. Yanı dört dolardan az bir rakam ödedik.

Rota konusunda da şanslı idik. Nehrin diğer tarafındaki Dalla mahallesine yürüyüş yapılacağını duyurdular. Bu bölge şehrin kenar mahallesiydi. Hem vapurla nehri geçme deneyimi yaşadık hem de fakir bir mahallede evlerin, o bölgede yaşayanların arasında dolaştık. Bir grup yürüdü, bir grup koştu.
 

Daha sonra tekrar vapurla karşı kıyıya geçtik ve iskelenin yanında bir alanda masa hazırlandı. Masanın üzerinde bira ve diğer içecekler ve cips gibi atıştırmalılar vardı.  Hem içkilerden ikram ettiler hem de kişiler birbirleri ile tanıştı. Hash organizasyonlarında amaç hem spor yapmak, hem de bir arada eğlenmekmiş. Bizim için güzel bir deneyim oldu. Bir turistin ötesinde bir Yangon’lu gibi böyle bir etkinliğe katıldık. Tabi katılanların çoğunluğu Yangon’da yaşayan her milletten yabancılar idi.

Ertesi gün Yangon’da ünlü yerel pazar Bogyoke Aung San Market’e  gittik. Ağırlıklı olarak altın ve değerli madenler ve taşlardan yapılmış mücevherlerin, yerel ürünlerin ve çok çeşitli kumaşların satıldığı bir pazar. Mücevherler herhalde dünyanın başka bölgelerine göre daha ucuz ve el işçiliği ile yapılmıştır ancak bizim  için gezgin olarak mücevher almak önceliklerimiz arasında yer almıyordu.

Öğleden sonra Yangon’a gelen turistlere önerilen Circular Train‘e bindik. Tren bir daire şeklinde Yangon’u dolaşıyor. Aslında yerel halkın ulaşım aracı. Bu trenin fiyatı 300 Kyat. Yani 40 cent karşılığı çok ucuz. Yangon istasyonundan başlayıp aynı istasyona ger dönerseniz üç saatlik bir tur yapıyorsunuz. Biz bir gün önce dış mahalleleri dolaştığımız için çevre konusunda fikrimiz vardı ve trenin içinden çevreyi çok iyi göremiyorsunuz. Bu trende seyahat etmenin en zevkli yönü yerel halk ile aynı vagondasınız, satıcılar ve Myammarlıların profilini yakından görüyorsunuz.

 
Biz üç saat yerine bu geziyi bir saatte bitirdik ve şehir içinde Swedaw Pagodasına  gittik. Bu Pagoda da Buda’nın dişi yer alıyordu, içi ve dış mimarisi çok güzeldi.

 
Bagan Tapınaklar Şehri
Aynı gece Myanmarda mutlaka görülmesi gereken yerler arasında olan Bagan ve Inle Gölüne gitmek için gece otobüse bindik. Otobüs Yangon otobüs garajından saat 8.30 da hareket etti. Bu arada Yangon’da toplu ulaşım henüz çok gelişmemiş sokakta eski belediye otobüsleri gördük ancak asıl ulaşım taksi ile oluyor. Taksi çok pahalı değil ancak taksimetre yok. Her seferinde pazarlık etmekten çekinmeyin. Pazarlık onlar için çok normal fiyat belirleme, üzerinde anlaşma yolu diye düşünüyorlar.

Otobüse tekrar dönersek yıllardır Otobüs ile uzun yolculuk yapmamıştım. Myanmar gibi bir ülkede 10 saat otobüs yolculuğu endişelendiriyordu bizi. Otobüse binince gözlerimize inanamadık. Otobüs süslü perdeli, koltuklar geniş ve rahat, koltuklarda battaniyeler ve uyku yastıkları hazırlanmıştı her yolcu için. Yolculuk sırasında su ve kurabiye ve içecek servisi de vardı.

Biz tapınaklar şehri Bagan’a gitmek için bilet almıştık. Akşam saat 8 de otobüse bindik. Otobüs’e 17.500 kyat ödedik. Yani 13 dolar civarında bir rakam. Uçağa göre oldukça düşük bir fiyat. Otobüs yolculuğumuz beklediğimizden çok rahat geçti. Sorun sabah 5.30 da Bagan’da olmamızdı. Hava henüz aydınlanmamıştı. Garajda inince taksi şöförleri çevremizi sardılar.Oteller çoğunlukla  Yeni Bagan’da, otelimizin garaja uzaklığını km olarak biliyorduk. Taksi şöförleri ile pazarlığa başladık. O arada taksi şöförü önce eski Bagan’a Güneş’in doğuşunu seyretmeye gitmek isteyip istemediğimizi sordu. Bagan’da güneş doğuşu ve batışının özel olduğunu biliyorduk. Daha yüksek bir fiyatlı olmasına rağmen güneş doğuşunu seyretmeye karar verdik. Karanlık bir havada taksiye bindik. Taksi şöförü bizi büyük bir tapınaga götürdü. Tapınagın üzerinde bir sürü kişi Doğu yönünde oturmuş bekliyordu.
 

Biz de aşağıda ayakkabılarımızı çıkartıp dik merdivenli tapınağın üzerine tırmandık. Hava da oldukça serindi. Biz çıktıktan sonra çok sayıda kişi bisiklet ile, motorsiklet ve taksi ile geldi. Herkes heyecan ile güneş doğuşunu bekliyordu. Bagan bir tapınaklar şehri, şehir 11. yy da yapılmaya başlanmış ve irili ufaklı 2000 tapınak var. Böyle bir yerde Güneş’in doğuşu ve batışı çok etkileyici oluyor.


Ancak bizim şansımıza o gün hava biraz bulutlu idi ve beklenen renkte bir güneş doğuşunu izleyemedik. Yine de şehrin alaca karanlıktaki görüntüsü ve şafakla beraber duyulan  dualar bu doğa ve insan harikası yerde etkileyici idi. Ayrıca Bagan’da balon içinde   Güneş’in doğuşunu izleyen gruplar da vardı.


 
Taksi şöförü bizi bekledi ve Güneş’in doğuşundan sonra otelimize götürdü. Bagan eski şehire giriş için 20 dolar ücret ödeniyor. Ayrıca taksi şöförüne 15000 kyat taksi ücreti ödedik.
Bagan ve İnle’de otel ücretleri düşük değil. Biz iki gece Yeni Bagan’da üç yıldızlı bir otel ayırtmıştık. Otelimiz yeşillikler içerisinde, deluks odalı, son derece temiz, kahvaltısı güzel bir oteldi. Gecelik iki kişilik oda ücreti 46 dolardı.

Bagan’da asıl tapınakları görmeyi bir sonraki güne bıraktık. İlk gün yeni Bagan’da otelimizin çevresinde dolaştık. Bölge çok yeşil, bölgeye özgü otantik restoranlar, kafeler vardı. Ayrıca bambu ağacından yapılan ve özel olarak  boyanan ve işlenen takılar ve objelerin yapıldığı bir atölyede bu ürünlerin yapılış sürecini izledik.

 
Akşam ise güzel bir restoranda kukla gösterisi izleyerek Myanmar yemeği yedik Ertesi gün Bagan tapınaklarını gezdirecek Faytoncu ile anlaştık.
 

Bagan tapınakları çok geniş bir arazide yer alıyor, tapınakların hepsini birgün içinde yürüyerek gezmek mümkün olmadığı gibi kendi başına özelliklerini ve önemlerini de bilemeyeceğin için şehirde kaybolunanilir. Turistler için çeşitli araçlar ile gezmek mümkün, taksi, motorsiklet ve bisiklet kiralamak veya fayton tutmak gibi. Faytonun keyifli olduğunu okumuştuk, ayrıca yıllardır faytona binmediğimiz için biz de keyif alacağımızı düşündük. Faytoncumuz Koko bizi sabah 9.00 da otelden aldı.

Keyifle tapınakları gezdik. Koko bize en önemlilerini özelliklerini anlatarak,  içlerini gezmek, tırmanılması gerekenlere tırmanmamız için zaman tanıyarak keyifle gezmemizi sağladı.


 
Güneş batarken de en güzel Güneş’in batışının izlendiği tapınaga götürdü ve  bu heyecanı yaşamaya gelen kişi lerle  birlikte Bagan’da güneşi batırma şanşına sahip olduk.

Herhalde uzun süre anılarımızda yer edecek bir günü yaşadık. Fayton için Koko’ya 25 dolar ödedik.
İnle Gölü 

Bagan’dan sonra Myanmar’da görülmesi gereken diğer yer İnle gölüdür. Bagan’dan İnle gölüne otobüs ile gitmek mümkün ancak Yangon’dan Bagan’a otobüs ile geldiğimiz için bu ara yolu uçakla gitmek istedik. Çünkü Bagan ile İnle arasındaki yolun çok iyi olmadığını gereksiz olarak yolun uzun sürdüğünü biliyorduk. Uçak biletimizi Yangon’da bir seyahat acentasından  almıştık. Nasıl bir uçağımız olduğu konusunda fikrimiz yoktu. Bagan’da iki gece kaldıktan sonra üçüncü gün sabah Bagan’ın oldukça küçük hava alanına ulaştık. Bagan’dan Heho kasabasına uçacak oradan İnle gölüne taksi ile gidecektik. Heho’ya gitmek için bekleyen yolcu sayısının bizimle birlikte 6 kişi olduğunu görünce şaşırdık. Biraz sonra uçağımız gelince şaşkınlığımız iyice arttı. Çünkü uçak küçücük sadece 12 kişilikti. Küçük  uçağımızda iki pilotun arkasındaki ilk sıraya oturduk. İlk kez uçağı kullanan pilotları yakından izledik.


Heho havaalanına ulaşınca bizimle birlikte yolculuk yapan İrlandalı çifte İnle’ye ortak taksi tutmayı önerdik. Böylece taksi parasını paylaşmış olduk. Taksi 30000 kyat istedi. İnleye taksi yolcuğumuz 40 dakika sürdü. Taksi otelimize bıraktı. Otelimiz merkeze biraz uzak olmakla birlikte yeşil ve çok temiz yeni bir oteldi.



 
Eşyalarımızı bırakıp hemen şehri dolaşmak istedik. Otele şehre ulaşım için servisiniz var mı diye sorduk. Aldığımız cevap çok ilginç idi. Müşterilerimiz için ücretsiz bisikletlerimiz var onlarla gezebilirsiniz dediler. Bize de bu fikir cazip geldi hemen iki bisikleti aldık. İnle kasabası gezisine çıktık.


 
Ertesi gün için bot turu yapmak için de anlaşmamızı yaptık. Bot için 17.000 Kyata anlaştık. Ertesi sabah yine bisiklet ile bota binmek üzere göl kenarına gittik. Saat 9.00 da bota bindik.  Bu botlar altı kişiye kadar yolcu alabilen ince uzun ve motorla hızlı giden botlar.

Bot ile ilerken sabahın ışıkları arasında  balık avlayan balıkçılar görüntüsü olağanüstü bir görüntü idi. Balıkçıla tek kişilik, uzun ince  botlarda değişik sepetleri ile balık avlıyorlardı.

Balıkçılardan sonra tarlalara ulaştık. Gölün üzerinde tarlalar kurulmuş, çiftçiler çalışıyordu. Domates tarlasının yakınından geçtik, botumuzu kullanan genç bize domates kopardı.

 
Biraz sonra göl üzerinde kurulmuş bir köye geldik. Kazıklar üzerine evler yapılmış, evlerin önlerinde botlar, sokaklar belirli ancak tabi ki bu sokaklar yürümek için değil sadece bot ile gezmek için. Bu evlerde yaşayan kişileri, gölde çamaşır yıkayan kadınları görmek çok ilginç idi.
 
Sonra yine göl üzerine kurulmuş kumaş dokuma atölyesine gittik. Bu atölyede son derece eski bir teknoloji ile tahtadan yapılmış dokuma makinelerinde çok sayıda kadın ipek, pamuk ve buralarda yaygın olan lotus bitkisinden üretilen ipler ile kumaş dokuyorlardı. Bu atölyede bir katı dokumaya ayırmışlar, diğer katta ise üretilen ve dikilen malzemeler satılıyordu. Turistler bu üretim sürecini gördükleri ürünlerden bol miktarda satın alıyordu.

 
Yine göl üzerinde altın ve gümüş atölyeleri, puro üretim yerleri, şemsiye yapım atölyeleri ile yerel halk için gelir kaynakları yaratılıyordu. Öğlen yemeğimizi göl üzerine kurulmuş özel bir restoranda Myanmar’a özgü yemeklerden tattık

Göl üzerinde yaşayan bu kadar kişinin olduğu yerde olmazsa olmaz bir yapı Pagoda idi. Pagoda Myammar’da her yerde olduğu gibi gösterişliydi.



 
Bu Pagoda daki  buda heykeli diğer pagodalardakinden farklı, şekilli bir heykel değil, yuvarlak soyut şekilde idi. Burada Buda’ya altın yapraklar yapıştırılıyor, ancak bu yapıştırma işini sadece erkekler yapıyor, kadınlara bu işlem yasaklanmıştı.

Göl üzerinde ayrıca bir tarihi manastır bulunuyor. Tarihi Manastırın adı  Zıplayan Kediler Manastırı. 

 
Günümüzde pek kedilerin zıpladığını sanmıyorum ama kediler isimlerini verdikleri   Manastırın içerisinde huzurla yatıp Monk’un okuduğu duayı dinliyorlar.
 

 
Gölde bizim için son aktivite uzun boyunlu kadınların kumaş dokuduğu atölyeyi ziyaret etmek idi. Uzun boyunlu kadınlar güzel olmak için boyunlarına uzun halkalar takıyorlar. Bu gelenek Myanmar’ın bir bölgesinde yaşayan halk için hala devam ediyor. İnle Gölünde ve Bagan’da gördüğümüz uzun boyunlu kadınlar turistik tanıtım için bölgeye getirilmiş, dokuma yaparken görüntülenen 3-4 kadından oluşuyor. Asıl yaşadıkları bölge burası değil.
Göl gezintisi çok farklı bir deneyimdi. Hem böylesine büyük bir göl’de gezdik, ilk kez bir göl üzerinde bu kadar geniş yerleşim alanları, yaşayan köy, balıkçılar, atölyeler, tapınak, manastır, tarlalar gördük. Ayrıca doganın  görüntüsü ve bozulmamışlığı bu bölgeyi fotografçılar ve gezginler için mutlaka görünmesi gereken yerler arasına ekliyor. 

Aynı akşam Yangon’a otobüs ile döndük ve Yangon’daki son aktvitemiz Yangon Klasik Müzik orkestrasının konserini izlemek oldu. 


 
 
 

6 thoughts on “Myanmar Gezi Rehberi: Mistik Myanmar; El Değmemiş Ülke

  • 04/02/2016 at 13:11
    Permalink

    Çok etkileyici bir o kadar da iç geçirtici. Myammarı görmüş gibi oldum gönülden teşekkürler bu güzellikleri bizimle paylaştığın için.

    Reply
  • 05/02/2016 at 13:58
    Permalink

    Tülaycım yukarıdan aşağıya, soldan sağa okudum, fotoğrafları inceledim, doyamadım..Adeta seninle birlikte gezdim, yedim içtim…Ne diyeyim!!! Gözlerine, bedenine, kalemine sağlık…Başka gezileri paylaşmak dileğiyle..

    Reply
  • 11/03/2016 at 17:01
    Permalink

    Tülay'cığım, nefis bır tanıtım. Myanmar'ı listeme ekledim.

    Reply
  • 03/05/2016 at 23:37
    Permalink

    Begenmenize çok sevindim, Sizin gibi çok ülke gezmiş bir kişi için görülmesi gereken bir ülke olduğunu düşünüyorum.

    Reply

Yorumlarınızı Buraya Yazabilirsiniz