Manila Gezi Rehberi

Manila Filipinler’in başkenti. Şehri tanımlamak çok zor. Kalabalık, kaotik, zengin, fakir, düzensiz, trafiği karmaşa, havası kirli, büyük ve lüks alışveriş merkezleri, hareketli gece hayatı, lüks gökdelenleri, residansları, teneke evleri gibi bünyesinde zıtlıklar barındıran farklı bir şehir. 
En iyisi resimlerle tanıtmaya başlamak. Havaalanından Makati bölgesine lüks otellerin, evlerin ve iş merkezlerinin olduğu bölgeye gelirken görüntü. Uzaktan yüksek gösterişli gökdelenler. Tabii büyük ve gelişmiş bir şehir diyebiliriz.
 
Makati bölgesinde otelimize yaklaşırken bir sokak, solda yıkık bir binanın arasında bir adam, Manila’nın geleneksel toplu ulaşım aracı jeepney, yola parketmiş lüks bir araç hemen karşısında çok sayıda lüks gökdelenler. Alttaki resimde hemen yan sokakta çöpü karıştıran aile. Manila’nın görüntüsü böyle.
Bir ülkeye giderken havaalanı olan şehirde birkaç gün geçirip, ülkeyi tanımaya çalışmak için heyecan duyarız. Ancak Filipinler gezimizi planlarken hep Manila’dan uzak kalmaya çalıştık. Manila’ya birden çok kez uğramamıza rağmen kalmayı dönüş yolunda iki gece olarak programladık. Hep duyduğumuz ifade aman Manila’da dikkat edin, güvenli bir bölgede otelde kalın, gece sokakta kalmayın şeklinde oldu. Aslında çoğu turist için de, Manila Filipinler’in turistik yerlerine geçiş noktası.
 
Manila’ya İstanbul’dan direk uçuş yok,  Doha aktarmalı 15-16 saat süren bir yolculuk ile akşam saat altıda  Ninoy Aquino Havaalanı’na ulaştık. Manila havaalanı  çok büyük ve kalabalık. Bavul ve pasaport işlemleri sonrası, kuzeye Banaue’ye gidecek otobüslerin olduğu terminale gitmek için havaalanından çıktık.




 
Kapıdan çıkarken ilk dikkat etmemiz gereken konu; hemen taksi şoförleri yanımıza geldi. Hazırlıklı olduğumuz için onlarla konuşmadık. Havaalanına kayıtlı araçlar sarı taksiler. Güvenilir ve taksimetre açıyorlar. Ancak daha pahalıya mal olabiliyormuş. Biz de ilk gün güvenlik nedeni ile sarı taksilere bindik. Son gelişimizde bu kez yine şehir taksisi beyaz taksileri kullandık. Bölgelere göre sabit fiyatları bir panoya asmışlar. Taksimetre açmadan o fiyat üzerinde ödedik. Bu arada yanımıza yaklaşan mavi renkli bir taksi  bizden Makati bölgesi için 1200 peso isterken beyaz taksiye 400 peso yani 8 dolar ödedik. Diğer taksi tam üç katı fiyat istemişti. Yani havaalanından çıkarken dikkat, sadece sarı ve beyaz taksiye binmek gerek.
 
İlk Manila izlenimimiz taksi ile otobüs terminaline gitmek oldu. Yüksek binalar, hemen yanında teneke evlerle bu yolda karşılaştık. Daha sonra kuzeyden dönüp tekrar Coron’a Manila’dan uçtuk. Ayrıca iki kez daha Manila’dan aktarmalı uçmamıza rağmen şehirde hiç zaman geçirmedik. Filipinlerin hem kuzeyini, hem güneyindeki çok güzel adalarını gördükten sonra başkentini görmemek olmaz düşüncesiyle iki gecemizi Manila’ya ayırdık. 
 
Manila’nın mutlaka görülmesi gereken bölgesi Intramuros. Üç yüz yıldan fazla İspanyol sömürgesi olarak yaşayan Filipinler’in Manila’daki tarihi İspanyol bölgesi, eski Manila. Intramuros duvarlar arasında anlamına gelmektedir. Eski şehir Pasig Nehri’nin denize kavuştuğu yere 1570 yılında kurulmuş. Şehir 6 metre yüksekliğinde, 3 km uzunluğunda surlarla çevrilmiş. Şehir politik, askeri ve dini merkez olarak düşünülmüş.
 

Tarihi şehrin yönetim merkezi Fort Santiago. Burası İspanya’nın Uzakdoğu’da yer alan en eski askeri kalesidir. İspanyollar ganimetlerini de burada tutuyorlarmış, ayrıca içeride hapishane, hücrelerde yer alıyor. Giriş ücretli, 70 Peso ödedik.

 
Jose Rizal Filipinler’in bağımsızlık mücadelesi veren milli kahramanı. Kendisi bilim adamı, şair, akademisyen ve ulusalçı bir doktor . Filipinlerin bir sömürge ülkesi olması yerine bağımsız bir ülke olması için çalışıyordu. Birçok aktivist politikacılar gibi İspanyol yönetim tarafından hapse atıldı ve 35 yaşında burada kurşunlanarak öldürüldü. Bugün onun anısına heykeli yer almaktadır.
 
San Agustin eski şehirde en önemli yapılardan birisi. Unesco Dünya Mirasları Listesinde yer alan Barok stili kilise 1571 yılında kuruldu. İspanyol misyonerlerin kurduğu ilk kiliseler arasında. Filipinler’in en eski kilisesi olmasının yanı sıra bir mimari harikası olarak değerlendiriliyor. Şu andaki kilise üçüncü yapı. İlk iki kilise bambu ağaçlarından yapılmış ancak iki kez yangından zarar görünce üçüncü bina taştan yapılmıştır. Ayrıca kiliseye bitişik San Augustin Müzesi’nde İspanyol döneminde objeler, resimler, mobilyalar sergilenmektedir.

  
Kilise ibadet için kullanılmakla beraber düğünler ve önemli kutlamalara da açıktır. Hemen hemen her hafta sonu düğün törenleri olmakta kilisede. Bizim şansımıza da düğün töreni vardı. Misafirler çok şıktı, bu arada ayağımızda şortlarla turist kıyafeti ile kilisenin içine girmedik tabii ki. Kapıdan töreni izledik.
 
Manila Katedrali 1571 yılında Manila Kilisesi olarak kurulmuş, 1579 yılında Manila Katedrali olarak yeniden yapılanmış. Yapımda kullanılan geleneksel malzemeler nipa ve bamboo olmuş. Daha sonra yangınlar, deprem ve savaşlarla çok tahribat görmüş.  Katedralin şu andaki yapısı yedinci inşaat ve 1958 yılında tamamlanmış.
                                                                                                       
Katedralin içi çok aydınlık, ayrıca değişik eserler var. Bunlardan birisi Michelangelo’nun çok önemli eseri La Pieta heykelinin kopyası. Eserin aslı Vatikan St: Peters Bazilika’da yer alıyor.




 
San Diago Bahçesi yine eski şehrin surları arasında, güzel düzenlenmiş, surların üzerinde dolaşabileceğiniz bir bölüm. Bahçeye giriş ücreti olarak 50 Peso ödedik.
 

San Diago bahçesinden çıkınca bir bölümde Filipinler’in tüm başkanları resim, büst gibi değişik bir formda sergileniyor. 

 

Eski şehirde yürüyerek, tricyle ile ya da fayton ile dolaşabilrsiniz. Tricyle’lar iki kişilik, faytonlara dört kişi binebiliyorsunuz. Biz biraz yürüdük sonra fayton kiraladık. Tricyle bir saat 350 peso (7 dolar) fayton yarım saati 500 Peso (10 dolar civarında). Önerim Manila’nın gezmeye değer en önemli yeri olduğu için Intramuros’ta mümkün olduğu kadar uzun zaman geçirmeli.  

Intramuros’un çıkışında güzel bir park Rizal Park yer alıyor. Bizim fazla zamanımız kalmadığı için sadece önünden geçtik, parkın içini gezemedik.
 
Manila’da görmek istememize rağmen gidemediğimiz bir yer Çin Mahallesi. Dünyanın en eski Çin mahallesi Manila’da bulunuyor. Ancak bizim zamanımız yetmedi bu özel bölgeyi görmeye.

Eski şehirde fayton ile gezilebildiğini söylemiştim. Manila içinde jeepneyler toplu ulaşım aracı. Jeepneyler İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika’lıların ülkeyi terk ederken bıraktıkları askeri araçlar modifiye edilmiş, renklendirilmiş ve sokaklarda sevimli bir görüntüsü var. 

 
Tabi askeri araçtan bozulduğu için oturma düzeni de askeri araç gibi, yolcular iki yanda oturuyorlar.

Manila eğitimde Asya ülkelerinden öğrenci çeken bir şehir. Özellikle İngilizce günlük yaşamda da kullanıldığından, yabancı öğrenciler ingilizce öğrenmek için Manila’ya geliyormuş. Aşağıdaki resimde Manila’nın köklü özel üniversitelerinden biri.

Gelelim Makati bölgesine. Makati bölgesi Manila’nın en lüks bölgelerinden birisi. Gökdelenler, lüks konutlar, oteller, iş merkezleri ve alışveriş merkezleri bu bölgede. Biz de güvenlik nedeni ile otelimizi bu bölgede seçtik. Bölgenin en lüks otellerinden ve gökdelenlerin ortasında değil, tam zengin bölgenin başında daha sade bir oteldi. Ancak yeri ve temizliğinden çok memnun kaldık. Makati bölgesinde de uygun fiyatlı oteller bulunabileceğini belirtmek isterim. Ayrıca Manila’da güvenli ve otellerin  yogun olduğu diğer bölge Malate bölgesi. Daha uygun fiyatlı oteller bu bölgede de bulunabilir.

Makati bölgesini tanımak için zaman geçirdik. Çok yüksek gökdelenler, lüks binalar, lüks arabalar, çok sayıda güvenlik görevlileri ile bakımlı şık bir bölge. Önce büyük bir alışveriş merkezine girdik. Kısa sürede böyle bir yerde ne farklılık olabilir ki diyerek kendimizi dışarıya attık. Daha doğrusu zemin kattaki marketten atıştırmalık bir şeyler almak istedik. 

Büyük bir tesadüf Manila’da yaşayan Ceyhun Bey ile tanıştık. Ceyhun Bey Makati’de güzel bir kafe işletiyor. Bizi kafesine davet etti ve 22 gün boyunca çok az Türk görmüştük, özlemişiz hemşerilerimizi ve davetini kabul ettik. Böylece Filipinler’deki son günümüzde bir Türk restoranında ezo gelin çorbası ve Türk kahvesi içme keyfini yaşadık.



Başlangıçta çok ürktüğümüz Manila’dan beklenmeyen bir olayla karşılaşmadan güzel anılarla ayrıldık.

 



5 thoughts on “Manila Gezi Rehberi

  • 29/03/2017 at 20:26
    Permalink

    pek bir güzelliği yok ama manılayı merak edenler için aydınlatıcı güzel bir yazı elinize sağlık

    Reply
  • 30/03/2017 at 00:25
    Permalink

    Manila'yı çok görülmesi gereken bir destinasyon olarak düşlemiştim.
    Bugünkü durumunu gerçekçi bir yaklaşımla
    Tanımış oldum.
    Elinize sağlık Tülay hanım.

    Reply
  • 11/04/2017 at 23:04
    Permalink

    Teşekkür ederi Turgay bey, Manila gerçekten görülmeye değer mi diye düşüneceginiz bir başkent.

    Reply
  • 11/04/2017 at 23:07
    Permalink

    Mustafa bey gerçekten Manila sadece Filipinlerin başkenti diye görülecek bir yer. Filipinler çok güzel, Manila sadece bu gğzel ülkenin başkenti diye görülecek belki de en kötü yapılaşmış bir başkent.

    Reply
  • 27/04/2017 at 00:57
    Permalink

    Epey bilgilendirici olmuş. Ama nedense içimde burasını görmem gerekir diye bir duygu oluşmadı. neden acaba???

    Reply

Yorumlarınızı Buraya Yazabilirsiniz