Kuyucak Lavanta Kokulu Köy

Gözlerinizi kapayıp havayı içinize çektiğinizde; uzaklarda kalmış büyük annenizin kokusunu duyacağınız bir köy burası. Dantelli, kanaviçeli, kolalanmış gibi ütülü ve lavanta kokulu çarşaflarda uyuduğunuz çocukluk günlerinizi hatırlatan kokudan başınız dönecek. Sonra gözlerinizi açtığınızda uçsuz bucaksız lavanta tarlalarında; eflatun, mor, yeşil renklerin rüzgarla dansını izleyeceksiniz. Lavantaların arasında rengarenk giysileri ile resim çeken insanlar; bir yağlı boya resmin ya da bir filmin kahramanları gibi görünecek gözünüze. Kısa bir an için gerçeklik duygusunu yitirip, renkler ve kokular içinde köye yaklaştığınızda ise gözleme kokuları, lavanta kokusuna karışacak.

Kuyucak köyünü internette araştırdığınızda bulacağınız görseller kalitesinde resimler yok bu yazıda. Köyün muhtarı, resimlerin renk kalitesinin sabah erken saatlerde ve akşam üstü güneş batımından önce en iyi olduğunu söyledi. Bu resimler, muhtemelen profesyonel makineler ile çekilmiş ya da sonradan renklerine biraz müdahale edilmiş olabilir.

Isparta’ya 47 kilometre uzaklıkta olan Kuyucak; Torosların eteğinde yüksek bir tepeye kurulmuş, etrafındaki yamaçların ve ovaların çoğu lavanta tarlalarıyla çevrili küçük bir köy.

Köy girişinde çok sayıda özel araç ve tur otobüsü var. Hasat zamanı olan üç dört hafta boyunca civardaki tüm otel ve pansiyonlar da dolu.

Köyün girişinden itibaren satılan lavantadan örülmüş taçlar genç kızların başını süslüyor.

Lavanta ilk olarak, 1975 yılında gül tüccarı Zeki Konur tarafından bir Fransa ziyareti sonrası bölgeye getirilmiş. İlk olarak lavanta üretimi, gül bahçelerinin kenarlarında ve evlerin bahçelerinde süs ve hobi amaçlı başlamış. 90’lı yıllardan sonra ise ticari olarak üretime geçilmiş. Türkiye’deki toplam la


vanta üretiminin, TÜİK 2013 verilerine göre yüzde 93’ünü bu köy karşılıyormuş.

Lavanta uçucu yağı, en fazla kozmetik ve parfüm sanayinde kullanılmaktaymış. Bunun yanında güzel kokusu nedeniyle sabun ve diğer endüstri kollarında, ilaç sanayinde ve ağrı kesici, sakinleştirici, uykusuzluk giderici özellikleriyle de aroma terapide kullanılıyormuş.

Isparta İli Keçiborlu İlçesinin Türkiye’deki lavanta üretiminin büyük kısmını karşılamasını markalaşmaya dönüştürmek ve kadın istihdamını desteklemek amacıyla önce bir kooperatif kurulmuş. Sonra, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve  Anadolu Efes ortaklığı ile yürütülen “Gelecek Turizmde” projesi kapsamında destek alınmış.

Lavanta, bölgede özellikle haziran ayı içerisinde çiçeklenmeye başlıyormuş ve çiçeklenme kademeli olarak yaklaşık 45-50 gün sürüyormuş. Böyle olunca da turizm bakımından kısa süreli bir cazibe merkezi olan köy, bu durumunu büyüterek sürdürebilecek mi? Bunu zaman gösterecek. Köyün muhtarı;  bu kısa süreli fırsatı daha uzun zamana yaymak için, bu yıldan sonra farklı zamanlarda çiçek açan diğer renklerdeki (beyaz ve mor) lavantaları da ekeceklerini söyledi. 

Yoğun çiçek açma dönemi olduğundan etrafta arılar dolaşıyor. Bu nedenle parfüm kullanmamamız önerilmişti. Tepenizde güneş tarlalar içinde dolaşacağınızdan başınızda şapka hatta geniş bir şapka bulundurmakta yarar var.

Köyün girişindeki lavanta tarlalarının önlerine kurulmuş ufak tezgahlardan ve köyün içindeki evlerin önündeki tezgahlardan; ucuz fiyata lavanta demetleri, balı, çayı, yağı, suyu, sabunu, kurusu almak mümkün.

Ufak lavanta fideleri de satılıyor. Ben iki tane getirip bahçeme diktim bakalım ne kadar başarılı olacak.

Köyün içinde; kadınların yaptığı gözleme börek gibi yiyeceklerden yemeniz, çay ve soğuk içecekler içip dinlenmeniz için köy kahvesi ile cafe arasında bir konseptte oluşturulmuş gölgelik bir alan var. Çevrenizde lavanta kokuları, temiz pak ama self servis! Sıraya girip, bir masaya dizilmiş ürünleri alıyor sonra kasaya gidip ödeme yapıyorsunuz (bu kısım büyükanne hayallerime uymadı sanki)

Fırsatınız olursa gidin bu köye, çok modern ve ticari olmadan gidin ve bol lavanta alın. Sonra evinizde bu lavantaları kuruturken, yanından her geçtiğinizde tarlalardaki sihirli görüntüyü hatırlayın. Kuruduktan sonra da avucunuzda öfeleyip, küçük keseler içinde havlularınızın, çamaşırlarınızın arasına koyun ve koklayın bu doğal parfümü.  




KAYNAKÇA;

-Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü web sitesi

-Keçiborlu Kaymakamlığı web sitesi

10 thoughts on “Kuyucak Lavanta Kokulu Köy

  • 20/07/2017 at 19:53
    Permalink

    Açıkcası ülkemizdeki Lavanta Kokulu Köyün varlığından habersizdim. Sayenizde bu güzel köye gidip gelmiş kadar oldum, o enfes ve baş döndürücü kokuyu etrafımda hissettim.
    Aylin Yılmaz

    Reply
  • 20/07/2017 at 19:56
    Permalink

    Bravo Neriman çok güzel bir yazı olmuş. Lavanta nın bu toprağa göç ettiğini bilmiyordum. Kalemine ayaklarına sağlık 🙂
    Cahit Emek

    Reply
  • 20/07/2017 at 22:53
    Permalink

    Sevgili arkadaşım bu yazı ve görsellerden sonra bir koşu gidip lavanta fideleri aldım be bahçemize diktik, sevgili eşim bu sabah kahvaltıya gelen konuklarımıza hoşluk olsun diye kahvaltı masamıza yerleştirmek üzere küçük beyaz kaplara lavanta çiçekleri kesti, bir yazın bize neler yaptırdı görüyor musun. Bakalım bahçemize sayende daha neler ekeceğiz, sevgiler, Mesut

    Reply
  • 21/07/2017 at 00:13
    Permalink

    Gene anlatım dilin muhteşem. Çok heyecanlandım. Sanırım ben dde gidicem oralara.

    Reply
  • 21/07/2017 at 00:17
    Permalink

    Gene anlatım dilin muhteşem. Çok heyecanlandım ve heveslendim. Sanırım ben de gidicem en kısa zamanda

    Reply
  • 21/07/2017 at 09:57
    Permalink

    Sayın gezgin kelimeleriniz lavantanın kokusunu taşıyor ve ilk fırsatta Kuyucak köyüne gidip o mis kokan tarlalarda dolaşma işteği uyandırıyor çok teşekkür ederim lavanta kokuları için.
    Gülizar gürsoy

    Reply
  • 25/07/2017 at 16:30
    Permalink

    Değerli Gezgin ve yazar hanımefendi. Lavanta Köyünü anlattığınız yazınızı severek okudum. Çok sade ve içten buldum. Benim de lavanta tarlalarını fotograflamak gibi bir hayalim var. Umarım seneye önerinize uyarak Isparta Kuyucak Köyüne gider ve dediğiniz saatlerde fotograflarını çekerim. Çok teşekkür ederim.

    Reply
  • 25/07/2017 at 17:21
    Permalink

    Ankara da yaşıyorum, fakat Ispartalı olarak yazınızı okuduktan sonra doğrusu utandım. En kısa zamanda görmeliyim. Tşk.ler
    Nuray Sağlam

    Reply
  • 27/07/2017 at 23:15
    Permalink

    Sevgili gezgin
    lavanta kokulu beyaz renkli kenarları oyalı başörtülü anneannemi hatırlattın bana , teşekkür ederim .
    Gitmek istemiştim ama gitmiş kadar oldum sayende hele fırtınadan ağaçların devrildiği yaz ortasında avuç büyüklüğünde dolunun arabaların camlarını kırdığı bir günde, beton yığını haline getirilmiş eskinin ah güzel istanbulunda hafif bir esinti oldu .

    Reply
  • 30/07/2017 at 18:14
    Permalink

    Ellerinize sağlık, çok güzel anlatmışsınız. Bir túrlü gidemedim oraya ama sayenizde kendimi bir an oralarda hissettim.

    Reply

Yorumlarınızı Buraya Yazabilirsiniz